Amerikan dizileri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Game of Thrones 6. Sezon Senaryosunun Sızdığı İddia Ediliyor...


Öncelikle doğruluğunu kesin olarak bilemesekte, sızdırılan bilgilerin doğruluk payı var. Bu yüzden çok ağır spoiler içerebilir.

Game of Thrones'in yeni sezonu yavaş yavaş yaklaşırken, dizinin senaryosunun bir kısmının sızdığı iddia ediliyor. Geçen sezon sızan ilk 4 bölüm ve son bölümlerin resimlerinden sonra bu sızıntı bence gerçek olabilir. Eğer burada yazanlar doğruysa bizi belkide en muhteşem sezon bekliyor diyebiliriz. Ancak bilgilerin yanlış olma ihtimali de var, bu yüzden erken sevinmemek gerek. Sızan senaryoda bazı yerler tabiri caizse sırıtıyor ve gerçeklik payını düşürüyor. Özellikle Tazı'nın bir anda ortaya çıkması, Cecei'nin Loras tarafından öldürülmesi ve Duvarın yıkılması bana pek mantıklı gelmiyor, bu sezon bu olayların olmayacağını düşünüyorum. Ancak bundan emin olabilmek içinde yeni sezonu izlememizde gerekiyor. 




1-Arya Stark

Arya sezona kör olarak başlıyor.Jagheen onu eğitmeye devam ediyor.Daha sonra Braavosun tiyatro oyununa katılıyor. "Beş kralın savaşı" oynuyor ancak burada Lannisterlar kahraman,Starklar hain gibi tasvir ediliyorlar.Arya görme kabiliyyetini tekrar kazanınca Westerosa dönmeye istiyor amma Jagheen mani olmaya çalışıyor.Bunun üzerine Arya Jagheenin hizmetçisini öldürüp Westerosa dönüyor. 4. sezonda Tazı ile beraber Lannister askerlerini öldürdüğü hana geliyor ve burada Walder Frey'in evleneceğini öğreniyor...




2-Daenerys Targeryan

Dothrak khalasarı tarafından Vaes Dothraka götürülür ve gerçek kimliğini açıklayana kadar esir olarak tutulur. Bir süre sonra Drogon gelir ve bütün khalasar ona teslim olur. Bu sırada Varys ve Tyrion Meeren'de “Harpiya Oğulları” saldırılarını yatıştırmakla meşgul olurlar.Varys 3. bölümde Tyrion'u terk eder ve önemli işlerimi halletmeye gidiyorum der. Daario ve Jorah Daenerys'i ararlar. 3 ya da 4. bölümde Daenerys'i bulurlar ve Khal Jhaqo ile uzun görüşmelerden sonra beraber Meeren'e gitmeye karar verirler. .Jorah'ın hastalığı ilerler ve sağ eli tamamen taşa dönüşür. Daario bunu görür. Daenerys Drogonu diğer ejderhaların olduğu yere götürür zincirler. Daario bunun mantıklı olduğunu söyler, ama Tyrion ejderhaların onlara katkı sağlayabileceğini düşünür. Daha sonra Daario Jorah'ın hastalığı sebebiyle gitmesini gerektiğini yoksa Daenerys'e zarar verebileceğini söyler Jorah sohbete istemeden kulak misafiri olur ve Tyrion ile vedalaşıp ekipten ayrılır. 7.bölümde Daenerys bütün köle sahiplerini ve halk tarafından seçilmiş rehberleri toplar ve Harpiya oğullarına son darbeyi vurmaya hazırlanır. Daario bu çatışmada tüm Lekesizler'in yer almasını ister.Çatışmadan önce Daario ihanet ederek bütün İkinci Oğulları ve Haripyaları, Lekesizlerin üzerine saldırtır. Lekesizler büyük kayıp verir ve Gri Solucan ölür. Lekesizler halledildikten sonra Daario kendini Harpiyaların yeni hükümdarı ilan eder. Daha sonra  Daenerys ve Missandei'yi esir alarak kendini Meeren kralı ilan eder.Tyrion kaçmayı başarır ve şehrin duvarlarının yakınlarındaki Dothrak khalasarına gelerek Jorah'a olanları anlatır .Jorah Tyrion'a şehre gitmesini ve ejderhaları serbest bırakmasını emreder, kendisi ise Khalasar ile beraber şehre saldırır.. Tyrion ejderhaları serbest bırakır ve 3 ejderha bütün İkinci Oğullar/Harpiya Oğulları ordusunu yakarak mahveder. Teke tek dövüşte Jorah ,Daario'yu öldürür. Dövüşten sonra Daenerys Jorah'a sarılır. Jorah hastalığı hakkında uyarıda bulunsada Daenerys bunun önemsiz olduğunu ve onunla kalmasını istediğini söyler. Sonra sezon finalinde Daenerys bütün ordusunu gemilere bindirip 7 Krallığa doğru hareket etmesini emreder.



3-Dorne

Dorne ile ilgili yalnızca 3 sahne olacak.Trystane babasının yanına gelip Oberyn'in metresi ve piç çocuklarını öldürmesini istiyor. Doran bunu yapacağını ancak şimdi durumun karışık olduğunu söyler. Bu sırada Elleria ve çocukları hapishanededirler.6. bölümde Elleria hapishaneden çıkıyor.Doran ona Trystane'ı,Daenerysı desteklemek için gönderdiğini söyler.Piçler ise Oldtown'a gizli bir görev için gönderilir.


4-Kralın Şehri 

Asıl büyük ve muhteşem sahneler burada olacak. Cercei tüm siyasi gücünü kaybetti ve tüm gününü Qyburn'ün  laboratuvarında geçiriyor. Artık kral Limanı'nda hakimiyeti Cercei'nin amcası Kevan ele geçirir ve onun mahkemesine kadar şehirde barış ve huzur sağlamaya çalışır. Mace Tyrell geri dönüyor ve Ollena Tyrell ona acil orduyu toplamasını emrediyor. Jaime Myrcella'nin cesedi ile geri döner. Döner dönmez amcası Kevan onu Nehir topraklarına gönderir. Öncelikle Jaime buna razı olmuyor ve Cercei'yi görmek istediğini belirtir, ama Cercei kimseyle görüşmek istemediğini söyler. Tommen Tyrell askerlerinin yardımıyla Margaery'i tahliye edebiliyor, ama Loras halen hapiste yatmaktadır. Jaime 7. bölümde Cercei ile görüşebiliyor, ama Cercei onu görmek bile istemiyor. Bundan sonra Jaime gönüllü olarak Bronn ile Nehir Topraklarına gider. Sonunda mahkeme yerine ulaştığında Olenna Tyrell kendi savaşçısını, Serçeparmak'ın gönderdiği "hediye" yi yani Gendry (Robert Baratheonun piç oğlu) yi seçer. Böylece Cercei'nin çocuklarının ensest olduğu anlaşılır. Bundan sonra Yüce Serçe Lorası serbest bırakır ve Tyreller tümüyle Kral'ın Şehrinden  çıkıp giderler. Sonra Serçeler şehre saldırıp Cercei ve Tommeni yakalamaya çalışıyorlar. Lannister askerleri sayıca az oldukları için onların önünü kesemiyorlar. Tommen savaşa son vermek için kendini ileri atıyor ama Serçeler onu öldürüyor. Tüm bunları gören Cercei Dağ'a bütün Serçeleri öldürmesini emrediyor. Bu arada ise Cercei'nin amcası Kevan şehirde değil, çünkü o kendi yeğeni Jaime'yi geri çağırmaya Pycelle'i arıyor. Lancel'da savaşta ölür. Gregor Clegane Yüce Serçeyi yakalar. Yüce Serçe tanrılardan onu korumasını ister. Gregor, Yüce Serçe'yi boğazından tutup kaldırıyor ve "Şimdi seni inandığın Tanrıların yanına göndereceğim!" deyip taş döşemeye çarpıyor. Kralın Şehri yanmaya başlar. Cercei oğlu Tommenin cesedine sarılıp Demir Tahtın karşısına gelir ve ağlamaya başlar. Bu arada Loras onu arkadan bıçaklayıp öldürür. Son sahnede Kevan ölü Pycelle'in cesedi etrafında yürüdüğünde birden Varys arbaletle belirir ve "Kraliçe artık geliyor" diyerek Kevanı okla öldürür. Son bölüm Kralın Şehrine kar yağmaya başlar.


5-Nehir Toprakları

Son bölümlerde bahsedilmiştir. Walder Frey kendisine yeni eş bulmak için her tarafa adamlarını gönderiyor. Walderin oğlu Kara Walder Sancaksız Kardeşlik tarafından yakalanıyor. Ayrıca Edmure Tully halen İkizlerin hapishanesinde yatıyor. Kara Walder, Sancaksız Kardeşliğin yeni üyesini kapşonlu kişiyi görür, bu kişi konuşmaz ve tuttuğu esirleri öldürür. Jaime ve Bronn Nehir Topraklarına gelince Kara Balığı bulmak istiyorlar ve onun ayaklanma teşebbüslerini engellemeye çalışıyorlar. Ayrıca Walder Frey  kendine yeni nişanlısı buluyor. 8. bölümde Kara Walder infaz için Myr'li Thoros'un  yanına getirilir. Kara Walder Lord Beric Dondarrion'la konuşmak istediğini söylediğinde Thoros onun öldüğünü ve kendi canını bir kadına verdiğini bildirir. Sonra onlar Walder Frey'in düğününe doğru yola çıkınca kapşonlu kişi kendi başını açıyor ve Sandor "Tazı" olduğunu ona bildiriyor. Son sahnede Walder Freyin oğlu Sancaksız Kardeşlik tarafından kafası kesilerek idam ediliyor. Walder Frey onları asacağını söylesede, Thoros buraya tüm "borçlar" ı karşılamak için bir kişinin geldiğini söylüyor. Odaya Lady Taşkalp girer ve Kara Walderin başını yere atar. Bundan sonrası belirsizdir.


6-Samwell Tarly 

2. bölümde Gilly ile Eskişehre ulaşır. O daha sonra Aliüstat ile görüşür ve Valyrian çeliği hakkında olabildiğince çok bilgi alması hakkında mektup alır (kimden bilinmiyor). Sonra o, Yüksek Tepeye (ailesinin oturduğu yer) gelir ve ailesiyle uzun ayrılıktan sonra buluşuyor. Geri döndüklerinde de Eskişehrin Euron tarafından yağmalandığını görür.


7-Brienne, Podric, Sansa ve Rickon

Sansa ile karşılaşırlar ve onu Boltonlar'dan koruyacaklarına söz verirler. Ancak kaçarken Bolton askerleri ile karşılaşırlar ve Podric ağır yaralanır. Sansa ve Brienne 4. bölümde Rickon ve Osha ile karşılaşırlar. Küçük jon Umber hepsini koruması altına alıp onlara destek olur.3. Bölümde Ramsay Sansa'nın Kara Kale'ye Jon un yanına kaçtığını düşünür ve kara kaleye bir mektup gönderir. (Pembe mektup olabilir.) Sonraki sahnede Melisandre Olly'i kurban ederek Jonu diriltir.Dirilen Jon Alliser Throne'u öldürüp mektubu alır daha sonra duvardan ayrılmaya karar verir Melisandre ona Duvarda kalmasını tavsiye etsede Jon onu dinlemez ve Tormund'a gidip yabanıl ordusunu toplar.Jon Duvardan ayrılmadan önce Edd'i nöbet kumanadını yapar. Sezonun ortalarında Jon sancaktarları toplar,Küçükjon Sansa'yı Kuzey Kraliçe'si ilan eder.Davos ve Melisandre de Jon'a katılır fakat Davos Melisandre'ye birgün Stannis ve Shieeren'e yaptıklarının hesabını soracağını söyler.Jon Sansa ile karşılaşır ve Boltonlar'a savaş açar.Melisandre kışın kapıda olduğunu ve birlik olmaları gerektiğini söyler.8.Bölümde Yara Greyjoy gelip Theon'u ister Jon kabul eder Theon demir adalara döner. (Bence En saçma olay bu Jon nasıl ailesine ihanet eden adamı salıyor askerler bunu nasıl kabul ediyor ? ) 9. Bölümde büyük bir savaş olur.Ramsay Tormund'u öldürüp Jon'un karşısına çıkar Jon Ramsay'i bir güzel pataklar ve onu feci halde yaralar fakat Ramsay son anda savaş meydanından kaçar. Serçeparmak Arryn Kuvvetleri ile kuzeye girer. Roose Bolton esir düşer ve Sansa'nın emriyle Brienne tarafından idam edilir.Son bölümde Jon, Melisandre, Serçeparmak, Davos ve Sansa Kışyarında sonraki adımlarını kararlaştırmaya çalışırlar. Jon ve Melisandre tüm kuvvetlerin Duvara toplanmasını öneriyorlar. Serçeparmak ise Arryn kuvvetleri ile birleşip Nehir Topraklarını tutmayı ve Edmure'yi serbest bırakmayı öneriyor. Daha sonrası bilinmiyor.


8-Bran 

Çok fazla bilgi yok, sadece 3 flashback sahnesi olacak. 1. flashback: genç Ned, Robert ve Hodor avluda tahta kılıçla oynuyorlar. İlk önce Robert herkesten güçlü olduğunu söyler ama Ned onu mağlup eder. Daha sonra Robert Lyanna ile evleneceğini söylüyor, Hodor onun Rhaegar ile sevgili olduğunu söylüyor. Buna kızan Robert tahta kılıcı ile Hodorun başına vurur. Yere düşen Hodor konuşma yeteneğini kaybeder ve sadece Hodor sözünü söyleyebilir. 2. flashback: Harrenhal kalesinde Rhaegar ve Lyanna gizli gizli öpüşürler. Lyanna başkalarının onları görmesinden korkar, özellikle de Robert'ın onları göreceğinden korkuyor. Rhager ise Lyanna'nın istediği kişiyi öldürmeye hazır olduğunu söyler. 3. flashback: Neşe Kulesi ile ilgilidir. Öyleki çoğunuzun da bildiği gibi bu olaydan sonra Ned, Lyanna ve Rhaegar'ın evladını bu kaleden çıkarır. Sağ kalmış Howland Reed bunun kim olduğunu sorunca o "benim oğlum, bunu herkes böyle bilmelidir" diyor. Sonda ise Howland Reed onun adını sorduğunda Ned "Jon" diyor.


9-Euron Greyjoy 

3. bölümde Balon Greyjoy ölüyor.Aeron Greyjoy,Euronu "Tuz ve Kaya Kralı" ilan ediyor.Euron kral olduktan sonra Oldtowna saldırıyor,Aeron,Yaraya Kuzeye gitmesini ve Theonu geri getirmesini söyler.Euron,şehiri darmadağın ediyor,kitabı ve boruyu(Joramun'Un Borusu) alarak Pyke'a dönüyor.Geri dönünce Theonu tahta görüyor,Yara,Theonun tek varis olduğunu söylese de Euron aldırmıyor tahta oturuyor,kitabı açıp boruyu çalıyor..


10. Kış Rüzgarları

Son bölümde Serçeparmak, Jon, Melisandre, Davos Kışyarı yakınlarında plan yaparken, Euron'un borusunun sesini işitirler. Euron Boruyu çaldıktan sonra tuhaf bir ses duyuluyor. Melisandre bu sesin ne olduğunu anlıyor ve Davosa dönerek vakit geldi diyor. Edd bu sesi Duvarda duyuyor ve Duvarın çatladığını görür. Daha sonra Duvar yıkılır ve Gece Kralı Akgezen lejyonları ile Westerosa doğru harekete geçer. Jon ve Serçeparmakda bu sesi duyarlar. Serçeparmak bunun ne sesi olduğunu sorunca Jon “Kış” der. Bu ses diyarın birçok yerinden duyulur Melisandre . Jon, Davos Serçeparmak kışyarı yakınlarınadan Arya nehir topraklarından Edd duvardan bu sesi duyar.


Ve Kral Topraklarına kar yağar...

Game of Thrones 5. Sezon 1. Bölüm Fragmanı Yayınlandı.


Dünyada ve ülkemizde merakla beklenen Game Of Thrones dizisinin 5.Sezon 1. Bölüm fragmanı yayınlandı.1. bölümde bizi nelerin beklediğine dair fikir veren fragmanı sizinle paylaşmak istiyorum.

Addams Family Hakkında

Orjinali 1937   yılında bir karikatürist olan Charles Addams tarafından yaratılmış aslında ironi üzerine kurulu olan bir aile Addams ailesi.
Her şey ilk olarak Charles Addams'ın karakterlerini çizgi romanına aktarmasıyla oluştu. Başlangıç olarak Gomez ve Morticia Addams, çocukları Wednesday ve Pugsley ile  başlayan ve ailenin geri kalan üyeleri olan büyük anne Addams (Yudora Addams diye de geçer) ve amcaları Fester Addams ve Frankenstein kılıklı uşakları Lurch  ile beraber yaşayan bu aile sıra dışı evleri , alışkanlıkları ve farklı mizah anlayışlarıyla  göze çarpıyor.



1964-1966 yıllarında baş rollerini Carolyn Jones ve Jhonn Astin'in paylaştığı ilk televizyon dizisi çekildi ve iyicene ünlendi.


  1973 yılında bir animasyon serisi daha yapıldı ve...
 1991  yılında baş rollerini Raul Julia(Gomez Addams), Anjelica Huston(Morticia Addams) ve Christina Ricci'nin paylaştığı  ilk filmi çıktı ve olanlar oldu, filmin hasılatı daha ilk haftadan 25 milyon doları buldu hala keyifle izlediğim bu film ile önü alınamaz şekilde ünlenen ailemize tekrar bir çizgi film serisi yapıldı.1993 yılında devam niteliğinde olan  Addams Family Values  çıktı.


 Eee bu kadar ünlendikten sonra işin devamı elbette geldi ve 1994-1996 yıllarında benim de en sevdiğim olan The New Addams Family'yi yaptılar, ülkemizde  Fox Kids tarafından yayımlanan bu dizi eski televizyon serisine göre daha yumuşak gelmiştir hep bana. Önceki televizyon dizisinden Jhonn Astin'i burada büyük baba Addams olarak görebilirsiniz.

Gomez Addams her zaman iyi giyimli purosu ile dikkat çeken çizgili takım elbise hastası  kılıçlara, silahlara ve Morticia'ya hasta, Fransızca duyunca tahrik olan yakışıklı bir beyefendi. 

 Morticia Addams ise dar balık gotik elbiseleri ile zar zor yürüyen küçük ve hızlı adımlarıyla bu ne şirinlik ya dedirten ve Fransızcayı sıkça kullanan bir hanım ablamız.

 Kızları Wednesday ise sadist ve şiddete eğilimli, ortadan ikiye ayrılmış örgülü saçları ve yakalı siyah elbiseleriyle ortalıkta dolaşıp kardeşi Pugsley'e işkence etmekten hoşlanan şirin mi şirin 
bir evlat. 

Pugsley ise wednesday kadar olmasa da hemen hemen aynı özelliklere sahip obeze yakın bir çocuk ve genelde çizgili tişörtleriyle dikkat çeken yol işaretlerini yerlerinden çıkarıp kaza yapan arabaları seyretmeyi seven bir evlat.


 Büyük anneleri bir cadı sürekli tutmayan büyüleri ve gidip gelen hafızasıyla tatlış denilebilecek bir büyük anne.

 Fester Addams... Ağzında yaktığı ampülleriyle bizi hep güldürmeyi başaran kadın hapishane mahkumlarına ve dinamitlere zaafı olan cool bir amca. 

Uşakları ise bazı rivayetlere göre bahçelerinden topladıkları ceset parçalarıyla yaptıkları bir Frankenstein kırması, piyano çalmada epey kabiliyetlidir. 

 Ve bir de Thing var sürekli ortalıkta dolaşan el evet el.

 Addams Ailesinin çoğu bölümü eski sezonuyla benzeşse de keskin farkları var. Çoğu 90'lı neslin bileceği bu güzel aile her zaman yüz güldürür henüz izlemediyseniz ve eski retro şeylere meraklıysanız bir göz atın derim 

Agent Carter 1. Sezon Değerlendirmesi


Öncelikle belirtmek istiyorum yazı spoiler içerir!. Marvel yapımları beni her zaman heyecanlandırmıştır. Bu dizide ise Kaptan Amerika ilk yenilmezden tanıdığımız ajan Peggy Carter ana karakter olmakla beraber İronman'ın babası Howard Stark ve yine İronman dan yapay zeka Jarvis kanlı canlı olarak karşımıza çıkmakta. Açıkçası beni en çok heyecanlandıran şeylerden biri Jarvis oldu. Onun gerçek bir insan  olması İronman izleyen biri için gerçekten ilginç. 1.sezonu izlemediyseniz devamını okumayın çünkü  artık spoilerden çok 1. sezonun özetini anlatacağım.


Howard Stark 2. Dünya Savaşından sonra bir çok silah icat etmiş ve bunları SSR ve  Levahtian arasında bir savaş gibi olmaya başlamaktadır. Ofis içinde Peggy kadın olduğu için erkek ajanlar için bir çaylak gibidir ve hiç ciddiye alınmaz. Kaptan Amerika yani Steve Rogers'la arasında aşk olan Peggy Carter için Kaptan zayıf noktasıdır. Stark, Peggy'den  Kaptanın kan örnegini saklamıştı ve benim aklıma hemen Kaptan'ın arkadaşı Buck Barnes geldi Kış askerinden hatırlanacağı gibi kendisi ölmüştü ve yeniden  ortaya çıktı.Dizide fazlasıyla Finow savaşından bahsedilmekte ve yaşananlardan iki tarafta kendini sorumlu tutmaktaydı.


SSR daha sonra S.H.İ.E.L.D adını almış ve günümüze kadar bu şekilde gelmiştir.Çizgi roman halini tam olarak bilmesem de Agent Carter, Agenst's of Shield'den daha iyi bir dizi olduğunu söylemeliyim en azından benim için öyle. Dizi gerçekten başarılı ve merak  uyandırıcı, 2.sezonu iple çekiyor ve bu diziyi izlemeniz için tavsiye ediyorum.


Castamere Yağmurları Şarkısının Hikayesi


Game of Thrones izleyen herkesin çok iyi bildiği bu şarkı, Kızıl Düğün'le birlikte zihnimize silinmeyecek bir şekilde kazındı. Benimde  çok sevdiğim bu şarkı, Kızıl Düğün'de aslında neden yazıldığını bize biraz kanlı bir şekilde göstermiş oldu. Evet bugün size Castamere Yağmurları şarkısının hikayesini anlatmaya çalışacağım.



Lord Tytos Lannister batı topraklarının büyük lordlarından biri ve Casterly Kayası lorduydu. En büyük oğlu Tywin ise onun varisi idi. Tytos Lannister, büyük bir hanedanın lideri olmasına rağmen kişilik olarak çok güçlü birisi değildir. Tytos Lannister lordlarına borç altın verir ancak onlar geri ödeme yapmazlardı. Bazı lordları yemek masasında onunla alay bile etmişlerdir ve Lord Tytos bunun karşısında sessiz kalmıştır.Sonunda Lord Tytos Tarbeck hanesinin liderini sadakatsizlik suçlamasıyla esir almıştır. Leydi Tarbeck ise buna karşılık üç Lannister'ı alıkoymuştur. Tywin Lannister, babasına Lord Tarbeck'i her esir alınan Lannister'a karşılık üç parçaya bölüp geri göndermeyi teklif etmiştir.Ancak Tytos Lannister bunu kabul etmemiş ve esir değiş tokuşu ile sorun kısa bir süreliğine çözülmüştür.Ancak daha sonra Reyne ve Tarbeck haneleri lordlarının zayıflığından faydalanarak isyan etmişlerdir.



Tywin Lannister isyanı bastırmak için gönüllü olmuştur ve isyanı bastırırken kimseye merhamet göstermemiştir. İsyan sonunda Reyne ve Tarbeck haneleri, kaleleri ve bütün mensuplarının öldürülmesi ile tarihten silinmiştir.Castamere Yağmurları adlı şarkı bu isyandan sonra  yazılmıştır.



Ancak yukarda da yazdığım gibi zihnimize Kızıl Düğünle kazınan bu şarkının sözleri ise şöyle;


Türkçesi

Ve sen kimsin dedi gururlu lord,
niye başımı öne eğmeliyim?
Farklı bir pelerin giymiş bir kedisin sadece,
budur bütün bildiğim.
Pelerini ister altın olsun ister kırmızı,
her aslan pençelidir.
Benim pençelerim de uzun ve keskindir lordum,
seninkiler kadar uzun ve keskindir.
Ve adam hiç durmadan konuştu,
şu Castamare Lordu.
Ama şimdi salonunda yağmurlar ağlıyor
ve yağmuru kimse duymuyor.
Evet şimdi salonunda yağmurları ağlıyor
ve yağmuru tek ruh bile duymuyor.

İngilizcesi

And who are you, the proud lord said,
that I must bow so low?
Only a cat of a different coat,
that's all the truth I know.
In a coat of gold or a coat of red,
a lion still has claws,
And mine are long and sharp, my lord,
as long and sharp as yours.
And so he spoke, and so he spoke,
that lord of Castamere,
But now the rains weep o'er his hall,
with no one there to hear.
Yes now the rains weep o'er his hall,
and not a soul to hear.



Game of Thrones 5. Sezon 2.Fragman Yayınlandı.




Game of Thrones'in merakla ve sabırsızlıkla beklenen 5. Sezonunun yeni bir fragmanı yayınlandı. Özellikle Daenerys Targaryen ve Tyrion Lannister'ın bolca göründüğü fragman bizi daha da heyecanlandırmaya yetiyor. Daha fazla lafı uzatmadan sizi türkçe altyazılı fragmanla başbaşa bırakıyorum. İyi seyirler...

 




Demir Donanma'nın Lord Kaptanı Victarion Greyjoy


George R.R Martin'in kaleme aldığı Buz ve Ateşin Şarkısı serisinde adı geçen Victorian Greyjoy, Balon Greyjoy'un kardeşi, Demir Donanma'nın Lord Kaptanı ve Demir Zafer adlı geminin kaptanıdır.Victorian Greyjoy savaşlarda vahşi ve acımasız olmasına rağmen normal hayatta sakin ve yumuşak huyludur. Dindar bir kişidir, savaşlarda çok ağır bir zırh ve balta kullanmasıyla ünlenmiştir.


Victorian Greyjoy'un geçmişini biraz olsun size anlatmak isterim. Victorian Greyjoy abisi Balon'a sadakatle bağlıdır. Balon Greyjoy'un isyanı sırasında Demir Donanmayı komuta etmiş ve Lannis Limanına bir baskın yapmıştır. Yapılan bu baskında Lannister donanması yakılmış ancak daha sonra gelen Stannis Baratheon komutasındaki donanma Demir Donanmayı bozguna uğratmış ve Victorian esir alınmıştır. İsyan başarısız olduktan sonra diz çöken Balon sayesinde esaretten kurtulmuştur. İsyandan sonrada Demir Donanmaya Lord Kaptan olarak hizmet vermiştir.


Daha sonraki süreçte Euron Greyjoy, Victorian Greyjoy'un karısına tecavüz eder ve Victorian ile dalga geçer. Victorian tam abisini öldürecekken araya en büyük kardeş Balon girer ve Euron'u sürgüne yollar. Ancak Victorian'ın Euron'a olan öfkesi hiçbir zaman dinmez. Balon Greyjoy Beş Kralın Savaşı sırasında kendini kral ilan eder ve Victorian'ı Moat Cailini fethetmesi için görevlendirir ve bunu başarır. Victorian Greyjoy, Balon Greyjoy'un bir fırtına sırasında Pyke'daki köprüden düşüp ölmesiyle kral olmak için Pyke'a geri döner. Geri dönmesinde kardeşi Euron'un Demir Adalara dönmesinin de büyük etkisi vardır.


Victorian Kral olmak istese de yapılan seçimde Euron Kral seçilmiştir. Victorian itaatkar yapısı yüzünden buna karşı çıkmamıştır.Daha sonraki süreçte Euron Demir Donanmayı Victorian'ın komutasına vermiş ve onu Meeren'e yollamıştır. Victorian'dan Daenerys Targayen ve Ejderhaları kontrol etmesini ve ona getirmesini istemiştir.Victorian bunu kabul etmiş ve yola çıkmıştır ancak Daenerys'i kendisi için almak ve Euron'dan intikam almak istemektedir.



Victorian Meeren'e yolculuğunda bir dövüş sırasında elinden ağır yara almıştır. Denizde bulduğu Kırmızı Rahip olan ve Ateş Tanrısına hizmet eden Moqorro tarafından eli iyileştirilir ve hayata döndürülür ancak Victorianın eli dirseğinden itibaren duman tüten, yanmış et halini alır. Bundan sonra Moqorro Victorian'a yolculuğunda yardım eder Victorianda ona gemide itibarlı bir konum verir.


Victorian Greyjoy seride önemli karakterlerden birisi, dizide 5. sezon olmayacağı açıklandı.Ancak 6. sezon Victorian Greyjoy'u dizide görmemiz mümkün olacak.


Jon Snow Kısım I


                                                                         Spoiler içerebilir !

 
                                                                              
Jon Snow’u tek kelime ile anlat deseler seçeceğim kelime mazlum olurdu.İlk kitapta en çok etkilendiğim kısımlardan biri kuleden düşen kardeşi Brandon’ı görmeye gittiği zaman Jon ve Catelyn arasında geçen konuşmaydı.
"Kadının sesini duyduğunda kapıya varmıştı. "Jon" Yürümeye devam edebilirdi ama Leydi Stark ona ilk kez adıyla hitap etmişti. Arkasını dönüp baktı.Kadın sanki onu ilk kez görüyormuş gibi bakıyordu yüzüne."Evet?" dedi."Onun yerinde sen olmalıydın," dedi kadın ve Bran'ın yanına döndü.Bütün vücudu sarsılarak ağlıyordu.Jon onu ağlarken görmemişti daha önce.Jon avluya kadar yürüdü. Hayatının en uzun yürüyüşüydü."




Jon bu nefretin sebebini biliyordu hak verdiği de oluyordu Catelyn’e ancak  bu nefreti hak edecek ne yapmıştı ki. Annesini hiç tanımamıştı ismini bile öğrenememişti babasından; belki bir handa çalışan fakir bir kızdı, belki de sadece normal bir fahişe, (belkide Lyanna Stark) ancak o kadın Leydi Stark’ın Jon’dan nefret etmesi için yeterliydi.Jon küçük bir çocukken kardeşi Robb ile oyun oynarken bazen kendini Kışyarı Lord’u Jon olarak isimlendirirdi Robb ise sen bir piçsin Kışyarı Lordu olamazsın ki demişti; haklıydı piçti, Robb’a bu konuda hiç kızmamıştı sadece neden farklı olduğuna anlam veremiyordu.Robb bir insanın bir kardeşten isteyeceği her şeydi; kardeşleri arasında Jon’a tek kötü davranan daha doğrusu kötü değil sıcak davranmayan kişi Sansa idi. Jon’a karşı hep nazik olmuştu ancak bir kere bile kardeşim dememişti hep üvey kardeşim derdi Sansa.





Yukarıda bahsettiğim Cat ve Jon arasında geçen konuşmaya tekrar değinmek istiyorum; inanıyorum ki Jon elinde gelebilse Catelyn’ın dediği gibi Bran’ın yerinde olmak isterdi yeter ki kardeşi Brandon yeniden ayağa kalkabilsin, eskiden olduğu gibi çatılara tırmanabilsin ve Theon’dan nasıl iyi bir okçu olunur öğrenebilsin. Ancak Jon Snow tanrıların merhametli olmadığını uzun zaman önce anlamıştı.Şuana kadar yazdıklarım sadece birinci kitap Taht Oyunları’nın ilk bölümlerini kapsadığını düşünürsek Jon’un Tanrılar tarafından birçok kez daha sınanacağını anlarız,uzun ve acılarla dolu yolculuğu daha yeni başlamıştı.Ve Arya Jon’un kıymetlisi diyebiliriz küçük kardeşi hiçbir zaman Jon’u üvey kardeşi olarak görmemiş her daim çok sevmişti; gerçi geçenlerde yazar Martin’in ilk kitap taslağında yazdığı ortaya çıkan belgelerde Jon,Tyrion ve Arya arasında bir aşk üçgeni geçecekmiş. İyi ki Martin bu olaydan vazgeçmiş düşünmek bile istemediğim bir durumdu bu.Her ne kadar kadar yazdığım kısımlar iç karartıcı bir yazı olsa da Jon Kışyarı’nda mutluydu evet sürekli Catelyn tarafından istenmediği belli edilse de Kışyarı’nı çok seviyordu ama bu Gece Nöbetine katılmasına engel olmayacaktı.



Gece Nöbeti’ni Jon her zaman onurlu insanların bulunduğu bir yer olarak düşünüyordu ve diyara karşı görevini yapmak istedi ama düşündüğü gibi değildi.Tywin Lannister’ın Gece Nöbeti hakkında ki düşüncelerini yazmak istiyorum.Uzun zaman önce, buz gibi Kuzey'de donmuş zeminin altından bir iblis ordusu açığa çıktı ve diyara karanlık ve çaresizlik getirdi.Korkunç örümceklerinin üzerinde, etrafları devlerle çevrili bir şekilde masumların canlarına kıyıp, binlerce kişiyi katlettiler.Korkusuz Gece Nöbeti savaşçıları ortaya çıkıp onları buz gibi dağlarına geri püskürtüp tekrar istilaya gelmemeleri için büyülü Duvar'ı inşa edene kadar bütün umutlar yitirilmişti.Bu korkusuz Siyahlara Bürünmüş Kardeşler bugün bile bizleri gölgelere gizlenmiş iblislerden koruyorlar.Çok abes bir yalan Kuzey'deki süt anneler tarafından uydurulmuş bir peri masalı. Gerçekte, devasa duvar diye bir şey var ama mühendislik başarısı sayesinde belki, büyü sayesinde değil.Gece Nöbeti'ne gelince yüzyıllar önce, Kara Kardeşlerin sefil yaşamlarında itibar ve şerefin bulunduğu zamanlarda var olmuş olabilirler.



Fakat şimdiki Duvar, serserilerle, suçlularla ve başıboşlarla dolu kaliteli bir sürgün yeri haline geldi.Bugün, tipik bir Gece Nöbeti askeri dilenci, tecavüzcü ya da köyün delisidir.Nöbet'te bulunan birkaç soyluya gelince onlar da ya bir savaşta kaybeden taraftadırlar ya da bir nedenden ötürü ailesi tarafından reddedilenlerdir.Gece Nöbeti'ni savunmakta inat edenler ise Yedi Krallığın Kuzey'deki Yabanıllardan korunması gerektiğini iddia ediyorlar. Ama o ilkel insanlardan korkan çok az kişi var.Onlar sadece baş belası ama diyara tehdit oluşturacak kadar güçlü ve gelişmiş değiller.Ve Ak Gezenlerin ölülerden oluşan ordularıyla, örümcekleriyle ve hayvanlarıyla döndüklerine dair söylenenler ise sadece söylentiden ibaret.Tywin Lannister Akgezenlerin olmadığı, Yabanılların güçsüz olduğu konusunda yanılmış olsa da Gece Nöbeti’nin bulunduğu durumu iyi ifade etmiştir.
Bence seride ki en büyük değişimi Theon Greyjoy’dan sonra Jon Snow yaşadı; Kışyarı’nda zorlu bir hayatı olsa da mutluydu kardeşleri ile birlikte önce Babası Eddard’ın ölüm haberini aldı. İstemeyerekte olsa artık annesinin kim olduğunu asla öğrenemeyeceğini düşündü.Daha sonra imrenerek baktığı hayran olduğu Qhorin Haldhand’i öldürmek zorunda kaldı; Qhorin ‘’Diyar güvende olduğu sürece onurumuzun canımızdan fazla kıymeti yoktur.’’ demişti bir keresinde Jon’a, onu öldürmesi gerektiğini de söyleyecekti.


Bir başka sevdim karakter olan Mance Rayder’in Jon ile olan konuşmasını eler alırsak ki konuşma şu şekilde.

"Jon bir yudum daha şarap içti. Bu adamın inanabileceği tek hikaye var. "Babamın Kral Robert için ziyafet verdiği gece Kışyarı'nda olduğunuzu söylemiştiniz."-"Söyledim, çünkü oradaydım.""O halde hepimizi gördünüz. Prens Joffrey ve Prens Tommen, Prenses Myrcella, erkek kardeşlerim Robb, Bran ve Rickon, kız kardeşlerim Arya ve Sansa. Bütün gözlerin onların üstündeyken koridorun ortasından yürüdüklerini ve kralla kraliçenin oturduğu yüksek platformun hemen altındaki masaya oturduklarını gördünüz.""Hatırlıyorum.""Ve benim nerede oturduğumu da gördün mü Mance?" Jon öne eğildi. "Piçi nereye koyduklarını da gördün mü?"Mance Rayder uzunca bir an Jon'un yüzüne baktı. "Sana yeni bir pelerin bulsak iyi olacak sanırım." dedi elini uzatırken."

Belki bu konuşmadan Jon’un Qhorin’in verdiği görevi tamamlamak, yabanılların içine karışmak için yalan söylediğini düşünebiliriz ki öyle gibi zaten ama biraz incelediğimizde, düşündüğümüzde aslında Jon’un içinde sakladıkları hep aklına geldiğinde uzaklaştırmak istediği bir düşünceydi. Bu düşüncelerinden dolayı hep kendini suçlayan biri oldu zaten seriye baktığımızda Starklar o kadar iyi göründüler ki insanlar starklardan biri olmaya çalıştıkça hep zarar gördü onlara karşı kötü bir şey düşündüklerinde veya yaptıklarında hep bi vicdan azabı çektiler hep kendilerini suçladılar.


 Ve Tanrılar Jon’u sınamaya tekrar ettiler.Tek yapman  gereken diz çökmek, kılıcını ayağımın dibine koymak ve bana bağlılık yemini vermek. Ayağa Jon Stark olarak kalkacaksın, Kışyarı Lordu.”Kışyarı, Robb‟un ve onun oğullarının olacaktı, Robb çocuk sahibi olmadan ölürse de Branin ya da Rickon‟un. Onlardan sonra Sansa ve Arya geliyordu. Bunun aksini hayal etmek bile sadakatsizlik gibi görünmüştü Jon‟a, kalbinde kardeşlerine ihanet ediyormuş gibi, onların ölmesini diliyormuş gibi. Jon, mavi gözlü kralın ve kırmızı kadının önünde dururken, ben bunu asla istemedim, diye düşündü. Robb‟u sevdim, hepsini sevdim... ben onların hiçbirine bir zarar gelmesini istemedim ama geldi. Ve şimdi sadece ben varım. Jon‟un yapması gereken tek şey kelimeyi söylemekti, o zaman Jon Stark olacaktı, bir daha asla Kar olmayacaktı. Jon‟un yapması gereken tek şey kralına bağlılık yemini vermekti, o zaman Kışyarı onun olacaktı. Jon‟un yapması gereken tek şey......yeminini tekrar bozmaktı.


Kışyarı, Kışyarı Jon’un eviydi asla Lord’u olamayacağı düşündüğü evi, Lord Babasının hüzünlü gülümsemesi, kardeşi Robb ile yaptığı kılıç talimiydi Theon Greyjoy’un bitmek bilmez kahkahasıydı, Arya’nın yaramazlıklarıydı ve diğerleri idi.Kışyarı Lord’u olmak sadece yeminini bozmakta değildi babasının Tanrılarına sırt dönmek koşup oynadıkları dua ettikleri gözlerinden öz akan büvet ağaçlarını yakmak demekti.Şimdilik bu kadarcık yazdım umarım beğenirsiniz ilk yazımı olumlu ve olumsuz eleştirilerinizi bekliyorum yazıyı Jon Snow’un en sevdiğim sözü ile yarım bırakmak istiyorum."Bazen mutlu bir seçenek yoktur Sam, sadece diğerlerinden daha az keder veren bir seçenek vardır."