yüzüklerin efendisi film etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Harry Potter vs Frodo Baggins


Yüzüklerin Efendisi serisi ile Harry Potter serisinin kaderini değiştiren iki karakteri kendi zihnimde kapıştırmak istedim. Tabi öncelikle bunların hepsinin kendi düşüncelerim olduğunu söylemem gerekir zira iki serinin de hayranları tarafından linç edilmek istemem. Bu ve bunun gibi karşılaştırmalar sadece eğlence için yapılmaktadır, yoksa iki farklı serideki karakterleri kapıştırmak çok da anlamlı değil. Hadi beraber 2 karakteri de ele alalım.



Frodo Baggins... Yüzüğü yok edip kötülüğe son veren görev adamı.(oha spoiler verdik) Siz öyle düşünür müsünüz bilmem ancak ben kendisine uyuz oluyorum. Gerek Samwise Gamgee'ye yaptığı giderler, gerek bu görev benim yüküm başkası karışmasın gibisinden yaptığı iğreti hareketler, can yoldaşına inanmayıp, 1 metre boyunda değişik bir yaratığa inanması gibi hareketler Frodo'nun değerini benim gözümde düşürdü. Sam reise yaptığın haksızlıkları unutmayacağız Frodo kardeş.


Harry Potter... Anasının sevgisinin gücü ile burunsuz canavardan kurtulan şanslı kahraman. Kendisi Frodo Baggins'e göre daha uzun ve daha sporcu bir yapıda olsa bile Frodo'daki yürek kendisinde yoktur. Arkadaşlarına değer vermesi ve onlara zarar gelmemesi konusunda ise Frodo'nun bir adım önündedir ve arkadaşlarına her zaman değer verip saymıştır. Kendisi ile beraber büyüdüğümüz için Harry Potter'a çok da kötü söz söyleyemiyorum. İkili karşılaştırmada biraz daha detaylıca bakalım iki kardeşimize de.


Ortak yönlere bakacak olursak, ikisinin de arkasında sağlam büyücüler vardı. Harry Potter, Albus Dumbledore, Frodo ise Gandalf'dan akıl almıştır.(İleri de belki bu iki büyücünün karşılaştırılması da gelebilir. Eh galip çoktan belli ama olsun.) İkisinin de kendisine güveni o kadar çok değildi ayrıca ikisi de zekâ olarak üst düzey değildi. Bu açığı sahip oldukları cesaret kapatıyordu. Bu konuda ben Hüküm Dağı yolunda her şeyi göze alan Frodo'yu bir adım önde görüyorum. Tam bir görev adamı. Filmin sonunda Harry Potter mürver asayı çat diye hiç düşünmeden kırıp atabilmiştir. Frodo ise ilk başta yüzüğü atmamıştır. Şimdi burada Harry'nin dirayetine helal olsun mu desek, yoksa Frodo'nun yaptığı daha normal, Harry gibi yapmacık değil mi desek bilemedim tam. Daha duygusal bir yapıda olan Frodo bu görevi tesadüfler eseri almamış, kendi isteği ve arzusuyla bu göreve talip olmuştur. Her ne kadar can dostuna takındığı iğreti tavırlar bizi nefret ettirse de doğruyu da söylemek lazım. Harry Potter ise bu konuda bir adım öndedir. Frodo Baggins Shire'da üst zümreden yani elit diyebileceğimiz bir tabakadan ve Sam kendisinin bahçıvanı. Harry Potter ise zorluklar içinde büyüyüp, kimseyi küçük görmeden herkesle dost olabilen türde birisi. Harry'nin ailesi üst sınıftan olsa da kendisi bu tavırlarda yaşamıyor. Kısacası Harry Potter daha sıcakkanlı Frodo'ya göre. Harry büyüdüğü yere ait değil okula ait olmak istiyor, Frodo ise hep evine dönme hayali içinde yaşıyor. İkisinin de çok önemli dayanak noktaları var. Birisi Sam, bir diğeri ise efsane Severus Snape. Bu iki karakter kahramanlarımıza her konuda çok yardımcı oldular.

Nitekim 2 kahramanımız da görevlerini başarıyla tamamlayıp, dünyalarında iyiliğin hüküm sürmesi konusunda başarılı oluyorlar. Benim için ise LOTR serisi bir adım önde olduğu için Frodo Baggins burun farkıyla önde. Sizin bu konudaki görüşlerinizi yorum kısmına bekliyorum. Lütfen Frodo veya Harry hayranları bana kızmayın, sadece düşündüklerimi yazdım :)

Bu yazıya çokça yardımı dokunan Atalay dostuma teşekkürü borç biliyorum. O Harry Potter'ı bir kaç adım önde görüyor, canı sağolsun.

Entlerin İsengard Kuşatması


Yüzüklerin Efendisi Serisinde Ağaçsakal ile birlikte tanıyıp sempati beslediğimiz Entler,filmde de gördüğümüz üzere,İsengard'ı kuşatmış ve burayı etkisiz kılmıştır.Ancak filmde gördüklerimiz ile kitap biraz çelişiyor, gelin biraz da kitaba değinerek bu kuşatmaya daha yakından bakalım.



Batı sınırlarının korunması için Gondor vekilharcı Denethor tarafından Saruman'a teslim edilen İsengard eskiden beri Gondor'un topraklarıdır. Ancak Saruman gücünü arttırıp buranın kendi bölgesi olduğunu ilan etti ve Dunland halkından destek alarak ve Urukları yaratarak kendine bir ordu oluşturmaya başladı. Müthiş bir savaş gücü oluşturup Rohan'a savaş açan Saruman'ın ordusu Bir ve İkinci Isen Geçitleri Savaşlarında galip gelmesine rağmen Miğferdibi Kuşatmasında mağlup oldu ve İsengard ordusu tamamen yok edildi.



Bu sırada İsengard için Entler yürüyüşe geçmişti.Filmde de etkileyici bir sahneyle 'Entlerin Son Yürüyüşü' denilerek geçen sahne de Entler Ağaçsakal önderliğinde İsengard'a saldırıyordu. Saldırıya İsengard'ın dış surlarını parçalayarak başlayan Entler,surların büyük bir kısmını yok ettiler.Bunun üzerine Saruman kendini Orthanc'a kilitledi.Entler kuleye zarar vermek istedilerse de kulenin sert yüzeyi buna engel oldu. Saldırı sırasında Saruman kule altından çıkan yarıklardan ve alevlerden Entlere zarar verilmesini sağladı.Bunun üzerine Entler nehrin sularını burada toplayıp,Saruman'ın atölyeleri ve fırınlarındaki ateşin sönmesini sağladı.




Gandalf ile Kral Theoden, Saruman ile müzakere yapmak üzere Isengard’a geldiler. Ancak Saruman makul bir davranış göstermedi. Bunun üzerine Gandalf, Saruman’ın asasını kırarak onu Büyücüler Divanı’ndan attı. Gandalf ile diğerleri Isengard’dan ayrılmak üzereyken, Saruman’ın hizmetkârı Gríma Solucandil palantíri Orthanc’dan aşağı fırlattı. Filmde gördüğümüz gibi Saruman'ı bıçaklayıp ölümünü sağlamadı yani.
Saruman ve Gríma Yüzük Savaşları boyunca Ağaçsakal’ın ve diğer entlerin gözetiminde Orthanc’da kilitli kaldılar. Entler, Saruman’ın gizli tünellerinden kaçışını engellemek için Orthanc’ın çevresinde bir göl oluşturdular. Isengard Halkası’nın kalan duvarlarını da yıkan entler, tüm moloz ve yıkıntıları bölgeden temizlediler, Orthanc’ın çevresine yeni bahçeler oluşturup yeni ağaçlar diktiler ve buraya Gözcüormanı dediler.Saruman, kudretini kafesleri ve esareti sevmeyen Ağaçsakal üzerinde kullandı ve Gríma ile bilikte Orthanc’ı terketti.Sonrasında ne yaptığı ise öteki yazılarımızda..

Fëanor


J.R.R. Tolkien'in Silmarillion adlı eserinde adı geçen Fëanor, Yüce Noldor Kralı Finwe'nin oğlu, Silmaril mücevherlerinin yapımcısı, Sindarin dilinin yaratıcısı, Iluvatar'ın Çocukları'nın en kudretlisi ve en yeteneklisidir. Babasını öldürmesi ve Silmaril mücevherlerini çalmasından sonra Melkor'u lanetleyen ve ona Morgoth ismini veren baş düşmanıdır.




Spirit of Fire diye anılır. Melkor'un Ungoliant ile beraber Valinor' a gizlice girip babası Finwe'yi katledip, Fëanor'un yaptığı ve nasıl yapıldığını Valar'ın bile anlamadığı Silmaril mücevherlerini çalmasından sonra, Fëanor yeni Noldor Kralı olarak halkının başına geçer ve Morgoth'un peşinden Orta Dünyaya doğru yola çıkar, Valinor ile Orta dünya arasındaki denizi aşmak için gerekli olan gemileri yakın akrabaları olan Teleri halkından istemesine rağmen alamayınca Alqualonde denen yerde kendi akrabalarını katleder ve elfler arasında binlerce yıl acı ile hatırlanacak olaya imza atmış olur.Valarda ilk akraba kanını dökmüş kişi de Fëanor'dur.


Gemileri alıp Orta dünya ya geçtikten sonra geride bekleyen üvey kardeşi Fingolfin ve onun peşinden gelen Noldor halkına gemileri geri göndermemiş, Orta Dünyaya ayak bastıkları yer olan Losgar'da gemileri yakmıştır, bunun üzerine MorgothBeleriand topraklarının fethi için hazırladığı ordusunu Fëanor ve halkının üzerine yollamış, Yıldızlar Altındaki Savaş diye bilinen Dagor Nuin Giliath gerçekleşmiştir, Elfler büyük bir zafer kazanmıştır, savaşın bitmesine yakın Fëanor, hırslanıp yanına aldığı birkaç arkadaşı ile birlikte Melkor'un sığınağı olan Angband'ın kapısına kadar at sürmüştür, pusuya yatmış olan balroglar bir anda ortaya çıkarak gruba saldırmışlardır, uzun süre mücadele eden Fëanor en sonunda aldığı yaraların sonucunda zayıf düşmüş ve bedeni balrogların efendisi Gothmog tarafından yere çarpılmıştır, tam bu sırada yetişen oğulları babalarının yardımına gelmiş, onu kurtarmışlardır.




Ancak aldığı ağır yaralar sebebiyle dönüşleri sırasında  öleceğini anlayan Fëanor oğullarına durmalarını söylemiştir, ölmeden oğullarına ne olursa olsun yeminlerinden dönmemelerini, her neye mal olursa olsun Silmaril mücevherlerini geri almalarını söylemiştir. Ettiği yeminin Türkçe karşılığı yaklaşık olarak şöyledir:
dost ya da düşman olsa, aydınlık vala
temiz ya da kokuşmuş, Morgoth-soyu
elda, maia ya da sonra-doğan
-orta dünya'ya daha doğmamış da olsa
ne kanun, ne sevgi, ne de çatılmış kılıçlar
dehşet, yaralar, felaketin kendisi bile olsa
koruyamayacaktır Fëanor ve Fëanor'un soyundan
saklayan, sahabetine alan, ellerinde tutan,
bulan ya da kaçıran kişiyi, bir silmaril'i.
böylece hepimiz yemin ediyoruz ki:
ölüm getireceğiz ona, gün bitmeden daha
ve ızdırap, dünyanın sonunda.
sözlerimizi duy, Eru Ilúvatar!
sonsuz karanlık alın yazımız olsun
yeminimiz kırılır ve boşa çıkarsa.
kutsal dağda şehadetimizi duyun
ve yeminimizi hatırlayın o vakit,
ey Manwë ile varda!


Fëanor öldüğünde bedeni alev alarak küle dönmüştür. Böyle bir şey Arda üzerinde daha önce ve sonra görülmemiştir.


Tom Bombadil-Orta Dünyanın Tonton Dedesi

Orta Dünyanın sanırım en nevi şahsına münhasır karakterlerinden birinden bahsedeceğiz bugün. Tom Bombadil filmde karşımıza çıkmayan ancak, çok ilginç ve önemli bir karakterdir. Kendisi hakkında bir çok teori vardır,kimi Tolkien'in kendisi kimi yaratıcının dünyadaki yansıması olduğunu söylemiştir Bombadil'in. Ancak yüksek ihtimalle çoğu yanlıştır zira Bombadil hakkında kitapta ipuçları dışında kesin bir bilgi yoktur. Kitabın en esrarengiz karakteridir.



Kitapta Frodo'ya 'ben düşen ilk yağmur damlasını gördüm' diyen karakterimiz Entler'den bile yaşlıdır ve Orta Dünya'daki ilk karakterlerden biridir. Tom Bombadil,Frodo ve arkadaşlarını Yaşlı Orman'da ölümden kurtarır ve yüzük kardeşliğine katkıda bulunmuş olur. Kendisi Elrond başkanlığındaki Yüce Konseye çağrılmak istendi,ancak her şeyi geyiğe ve gırgıra olan özelliği sayesinde bundan vazgeçildi. Höyük yaylalarında Frodo ve arkadaşlarını bir kez daha kurtaran Bombadil'e Frodo tarafından ya yüzüğü sen taşı,ya da yok et denmiştir.Ancak Bombadil Orta Dünya'yı umursamadığı için bu teklifi reddetmiştir.


Orta Dünya'da yüzükten etkilenmeyen tek kişi olan karakterimiz,dünyayı sallamamasıyla,umursamazlığıyla,söylediği şarkılarla çok eğlenceli bir yapıya sahip.Filme konulmama sebebi ise Peter Jackson tarafından hikayede bütünlüğü sağlamak adına olduğu sebebiyle. Battle for Middle Earth 2 adlı oyunda iyilerin tarafında bonus güç olarak kendisini görebiliyoruz,dans edip bir nevi trolleyerek düşmanı alt ediyor,şarkısını söylemeyi de unutmuyor.

Kendisi benim çok sevdiğim ve hala nasıl yaratıldığı,ne olduğu konusunda şüphelerim olan bir karakter.Ancak sevimli tonton bir dede olduğu gerçeğini hiç bir şey değiştirmiyor.
Eğlenceli şarkısı



Battle For Middle Earth 2 oyununda Tom Bombadil

Orta Dünyanın Hizmetkarları-Orklar


Tolkien
'in kurgusal Orta Dünya'sında bir ırk olan Orklara hepimiz aşinayız. Morgoth,Sauron ve Saruman tarafından asker ve hizmetkar olarak kullanılan bu ırk,Hobbit romanında Goblin yani baş düşman olarak adlandırılırlar.

Tolkien Ork kelimesini oluştururken İngilizce orcneas kelimesinden esinlenmiştir. Beowulf destanında Kabil soyundan bir ırk olarak geçmektedir orcneas. Yüzüklerin Efendisinde ork genel anlamda kullanılırken,goblin sözü Hobbitlerin konuşmalarında geçer.Romanın ikinci bölümünde Saruman'ın Uruk Hailerini sıradan orklardan ayırt etmek için goblin sözcüğünün tercih edildiği kısımlarda yer almaktadır: "Ortada bir kazığın üzerinde büyük bir goblin kafası vardı; kafanın parçalanmış miğferinde beyaz işaret hâlen ayırt edilebiliyordu."

Hobbit ve Yüzüklerin Efendisi'nin ilk taslaklarında goblin kelimesi her yerde kullanılırken, hobgoblin sözcüğü daha iri ve daha kötü goblinler için kullanılırdı. Hobbit sözcüğünün muhtemel kökenlerini araştırırken Tolkien, hobgoblin sözcüğüne yüklediği anlamda hata yaptığını, hob- önekinin geleneksel olarak daha iri varlıkları belirtmek için değil, aksine daha küçük varlıkları belirtmek için kullanıldığını fark etti.

Fiziksel Görünümleri

Goblinler çirkin vücutlu ve dişleri kirli insansılar olarak betimlenmiştir. En irileri insan boyundadır, fakat genellikle ortalama insan boyundan kısadırlar, hatta bir hobbit kadar kısa olabilirler (Yüzüklerin Efendisi'nde Frodo ve Sam ork kılığına girerek gerçek kimliklerini orklardan gizlerler). Mefhum-u muhalifinden hareket edilecek olursa, insan-ork melezlerinin fiziki görünümleri "boyları insan boyu, yüzleri goblin yüzü" şeklinde tasvir edilmesinden yola çıkarak, normalde orkların boyunun insandan kısa olduğu sonucu çıkmaktadır.Bununla beraber, bazı orklar uzun olmasalarda geniş vücutludurlar. Orkların birçoğu -maymunlarda olduğu gibi- uzun kolludurlar. Birçoğunun bacakları çarpık ve sırtları kamburdur. Kanlarının rengi -yeniden canlandırılmış ölüleri andırır şekilde- siyahtır.

Ork Türleri

 Diğer Orta Dünya ırklarına nazaran ork ırkının alt türleri daha farklılaşmış özellikler gösterir. En bariz örneği uruklardır. Uruk-hai ırkı, daha iri daha güçlü ve daha kara derilidir. Uruklar, daha küçük ve zayıf olan diğer orklara snaga (köle) derler. Orkların türleri arasında görünüşleri bir yana, özellikleri bakımından da değişiklikler görülür. Sauron Urukları üstün vasıflı askerler iken, koklayıcılar da denilen daha zayıf bir ork türü, iz sürücü vasfına sahiptir (Kralın Dönüşü'nde bunlardan birisinin yanında iki urukla birlikte hobbitlerin izini sürdüğü bahsi geçer). Saruman Urukları, Sauron Uruklarından daha uzun ve daha insan görünümlüdür. Sauron Urukları ise daha uzun kolludur (Örn; İki Kule'de bahsi geçen Uglúk). Saruman Urukları güneş ışığına daha dayanıklıdır. Orta Dünya Tarihi'nde Tolkien ork şeklinde bedenlenen -Boldog olarak bilinen- bazı maiaların varlığından bahseder.

Saruman kendi tasarladığı orklar yetiştirdi (Aragorn daha önce onlardan hiç görmediğini söyler). Tolkien, Morgoth's Ring'in "Myths Revisited" bölümünde Saruman'ın adam-orklar ve ork-adamlar ürettiğini yazar. Saruman Uruklarının Dağlılarla orkların bir melezlemesi olup olmadığı açıkça belirtilmez, bununla birlikte yarı-orklar ve goblin-adamlar olarak da bilinen ork-adamlar, melezdir.

  Orkların Dili Ve Kültürü
 Tolkien, ork kültürü ve eşyaları hakkında ayrıntıya girmez. Orklarda da bir çeşit şifa kültürü olduğu biliniyor (Hobbitleri kaçıran ork birliği, Merry'nin yarasına sert bir iyileştirici tatbik eder). Orkların zırhları, elflerinki kadar kaliteli olmasa da işe yarar sağlamlıktadır. Kamaları ve okları zehirlidir (Aragorn'un Sam'in yarasını tedavi ederken belirttiğine göre zehirli bıçak yarası almamakta Sam talihliydi). Orklar, Isildur'u zehirli oklarla vurmuştu. Korkunç şarkılar söylemeyi severler (Hobbit'te olduğu gibi). Dumanlı Dağlar Goblinleri işkence aletleri ve öldürücü eşyalar tasarlayabilen minik yapılı bir ork türüdür.

Orkların kendi dilleri yoktur. Çeşitli dillerden derlenmiş kelimelerin bozulmuş versiyonlarını kullanırlar. Her bir ork topluluğunun diğerinden çok farklılaşmış bir lehçesi olduğu için, kullanılan ortak bir ork dili yoktur. Bu yüzden Ortak Lisan'ın kaba bir şivesini ortak konuşma dili olarak kullanırlar. Yüzüklerin Efendisi'nde geçenkimi ork kelimeleri Kara Dil'den gelmedir (Örn; ghâsh, ateş; sharku, yaşlı adam; snaga, köle ). Tark (Gondorlu) sözü Ortak Lisan'dan ve orijinal olarak Quenya tarkil (soylu adam) sözünden gelir. Sauron, Üçüncü Çağ'da Mordor'a döndüğünde Barad-dûr'daki hizmetkârları ve ordularının komutanları Kara Dil'i kullanmaya başladı. İki Kule'de Kara Dil'in avam kullanımına örnek teşkil eden bir cümle vardır; Mordorlu Grishnákh, Isengardlı Uglúk'a söver: "Uglúk u bagronk sha pushdug Saruman-glob búbhosh skai!". The Peoples of Middle-earth'te Tolkien cümleyi şöyle tercüme eder: "Uglúk lağım çukuruna, sevgili gübre pisliği, büyük Saruman aptalı, ğa!" Tolkien dilleri konusunda akademik analizler yayımlayan Vinyar Tengwar dergisi şu tercümeyi önerir: "Uglúk, pis kokulu Saruman pisliği ile birlikte gübre çukuruna , domuz bağırsakları," Kara Dil'i icat etmede Tolkien'in Hititlerin ve Hurrilerin dilini model aldığını öne sürenler vardır.

Orkların kökeni

Orkların kökeni belirsizdir. Tolkien'in yazılarında, kötülüğün yoktan var etme yeteneğinin olmadığı teması işlenir, buradan yola çıkarak, orkları orijinal olarak türeten kişi olan Vala Morgoth'un onları yoktan yaratmış olamayacağı sonucuna ulaşılır.

Beowulf'taki orc-néas’tan (ork-ölüleri’nden) farklı olarak, Tolkien'in hiçbir yayımlanmış eserinde dişi orkların bahsi geçmez. Yine de, Silmarillion’da onların elf ve insan benzeri olarak türetildiği belirtilir ki bu dişi orkların var olduğunu ima eder. Hobbit’te, ork Azog'un Bolg adında oğlu vardır. Aynı eserde, Bilbo ile karşılaşmasından az önce Gollum'un genç bir goblin ufaklığını yediği anlatılır (Goblinler, bir ork türüdür).

2002'de, Tolkien'in The Letters of J. R. R. Tolkien'de yer almayan mektuplarından birisi Sotheby's'de açık artırma ile satışa sunuldu. 1963'te Mrs. Munsby adında birine yazılmış bu mektupta Tolkien, dişi orkların varlığını doğruluyor. Mektuptaki ilgili cümleleri: "Ork kadınları olmalıdır, fakat öykülerde orklardan, kötü efendilerin hizmetindeki ordularda görevli savaşçı askerler olmaları dışında pek bahsedilmediği için, onların yaşamları hakkında doğal olarak çok şey öğrenemeyiz. Pek bilinen bir şey yok.

Topraktan Türeyiş

 J. R. R. Tolkien tarafından öne sürülen en eski teoriye göre orklar Morgoth'un büyüsüyle taş ve balçıktan türetildiler. Kayıp Öyküler Kitabı 2'de geçen Gondolin'in Yıkılışı'nda "yerin balçığından ve sıcaklığından türetildiler"şeklinde bahsedilir.

Ölümsüz olduklarına veya çok uzun yaşadıklarına dair Hobbit romanında bir ipucu şöyledir; Dumanlı Dağlar orkları uzun zamandır kayıp olan kılıçlar Orcrist ve Glamdring'i çabucak tanırlar. Buradan, kılıçlar ortadan kaybolduğundan beri gelip geçen nesillerin sayısının kılıçların ork hafızasındaki görünümünü unutturmayacak derecede az olduğu veya belli bir yaştan sonra yaşlanmadıkları yönünde bir fikir doğsa da Tolkien'in Hobbit eserini yazdığı sırada henüz Silmarillion'da anlatılacak olan olaylardan sonra Hobbit'teki olaylara dek birkaç bin sene zaman geçtiği fikri kurgulanmamıştı. İki Kule eserinde Gorbag ve Shagrat, Sam'in kulak kabarttığı konuşmalarında Son İttifak'ın "Büyük Kuşatması"ndan sanki binlerce sene önceki o kuşatmaya tanık olmuşlar gibi bahsederler. Bu "Büyük Kuşatma" sözüyle kastedilen -o esnada devam ediyor olan- Minas Tirith kuşatması veya yaklaşık bin sene önce yaşanmış olan Minas Morgul kuşatması da olabilir. Azog oğlu Bolg'un babasının ölümünden 140 sene sonra ölmesinden de anlaşılacağı üzere orklar en az birkaç asır ömür sürerler. Bu son anılan teori, Morgoth's Ring'deki "Myths Transformed" makalesinde verilen bir bilgiyle de uyumludur; orkların ömürleri Númenorlulara nisbetle kısadır.

Orkların kökeni ile ilgili yukarıda verilen bu bilgiler Silmarillion'da geçtiği için, birçokları bu teoriyi Tolkien'in son görüşleri olarak kabul etti. Yine de, görüleceği üzere, Tolkien daha sonra farklı görüşler belirtti ki -her ne kadar eserlerinde değinmese de- en son belirttiği görüşler onun son görüşleri olarak kabul edilmeye daha uygundur. Bununla birlikte üstte anlatılan teori, Tolkien'in yayımlanmış eserleri ile en uyumlu olanıdır.

 Diğer fantastik kurgulara etkisi

Tolkien'in orkları kendisinden sonraki fantastik kurgulara ve oyunlara büyük etki yaptı, bu orklar diğer birçok kurgudaki orkların (ve ork benzeri ırkların) öncüsü oldu. Warhammer Fantasy, Forgotten Realms ve diğer oyunların orkları Tolkien'in orklarından Tolkieninkilerin kısalığının aksine insandan uzun olmaları ve genellikle Tolkien'in orklarının siyah ciltli ve sarı gözlü olmasına rağmen diğerlerinin orklarının yeşilimsi tenli ve yeşilimsi gözlü olmaları ile ayrılır.

The Elder Scrolls V: Skyrim adlı oyunda orklar oyuncu tarafından seçilebilen bir ırktır. Tolkien orklarından farklılardır. Bu oyunda orklar birebir insan vücutlu, alt çene ve dişleri gelişmiş, yeşil derili ve genel olarak siyah saçlı, akıllı yaratıklar şeklinde betimlenmiştir. Orklar Skyrim'de Mor Khazgur, Ghash Murug gibi küçük yerleşim bölgelerine sahiptir. Çok eşlilik görülür. Bunların yanında her bir ork yetenekli birer savaşçıdır, çift elde balta kullanırlar, zırhlarını ve silahlarını kendilerine özgü madenlerden yaparlar. Ancak kötülüğün simgesi değillerdir. Onların da insanlar gibi hem iyi hem de kötüsü vardır.

Ayrıca Robert Jordan'ın Zaman Çarkı isimli eserindeki Trolloc karakteri de Ork karakterine benzerlik göstermektedir.

Orta Dünyanın Korkulan İblisi Balrog


Balrog Tolkien'in kurgusal Orta Dünya evreninde, ateş ve gölgeden yaratılmış iblisdir.İsminin manası ise "Güçlü Şeytan" demektir.
Orta Dünyada Balrog adıyla bilinirler ve Maia ırkındandırlar ve ömürleri sonsuzdur.Birinci Çağ'da ve sonrasında Balroglar, ejderhalardan daha çok korkulan kötü yaratıklardı. Melkor'un tüm yaratıkları arasında yalnızca Ejderhalar Balroglar'ın gücüne yaklaşabilseler de Balroglar gibi Maiar değillerdir, Ejderhalar Melkor tarafından oluşturulmuşlardır.


 İri, güçlü ve insansı şeytan olan Balrogların, akan ateşten yeleleri ve alev kusan burunları vardı. Kara gölgelerden bulutlar içinde hareket ediyormuş gibi görünürlerdi. Balrogların en önemli silahı, çok dilli ateş kırbacıdır; ayrıca bir ağ, bir balta ve bir de alevli kılıç taşımalarına rağmen, düşmanlarını en çok korkutan bu ateş kırbacıdır.


Balrog ırkının en ünlü üyesi Balrogların Efendisi ve Angband'ın Yüksek Komutanı Gothmog'dur. Beleriand Savaşları'nda üç yüksek Elf lordu, kırbacı ve kara baltası önünde yenik düşerek ölmüştür. Melkor'un güçlendiği her dönemde ve her savaşında en önde savaşan Balroglardır. Bu nedenle, Öfke Savaşının sonundaki soykırımla Melkor'un hükümdarlığı sonsuza dek bitirildiğinde, Balroglar da ırk olarak neredeyse tamamen yok edilmiştir.


Balroglardan geriye kaldığı bilinen tek fert, Dumanlı Dağlar'ın derinliklerinde kapalı kalmıştı. Khazad-dûm Cüceleri, VI. Durin zamanında mithril madenini daha derinlerden çıkarma arzusuyla dağı oyarken, en sonunda kendileri tarafından yapılmamış çok eski bir dönemden kalma bir mahzene ulaştılar. Mahzende bin yıllardır saklanan Balrog uyandı ve VI. Durin'i öldürdü. O tarihten sonra Durin'in Felaketi olarak anılan Balrog, Khazad-dûm krallığındaki bütün cüceleri ya katletti ya da kaçmak zorunda bıraktı. Balin komutasındaki bir cüce birliği yıllar sonra Khazad-dûm'a geri dönüp Balrog'la mücadele ettiler ancak Durin'in Felaketi ve mağara-şehirde yaşayan orklarla troller bu cüce birliğini de katletti.


Üçüncü Çağ'ın sonunu getirecek olan Yüzük Savaşı döneminde Gandalf önderliğindeki Yüzük Kardeşliği kafilesi Moria'dan geçerken Gandalf, burada Balrog'la karşılaştı. Gandalf, Durin'in Felaketi'ni öldürdü ve Durin'in Felaketi de Gandalf'a yaptığı ölümcül darbelerle Gandalf'ı bîtab düşürdü ve  Gandalf öldü. Gandalf'ın rûhu, Eru Ilúvatar tarafından -görevini tamamlaması amacıyla- bedenine geri döndürüldü. Gandalf, Balrog öldürebilmiş dört kişiden biri olarak Orta Dünya tarihinde özel bir yer edindi.(diğerleri de elf beyleri Feanor, Ecthellion ve Glorfindel'dir.)






Boromir-Gondor'un Koruyucusu





Tolkien'in seride kıyabildiği nadir karakterlerden biriyle karşınızdayız,filmde hepimizi üzen,kahramanlığıyla helal olsun dedirten,Aragorn'la son konuşmasıyla beraber gözümüzden yaş getiren Gondor'un koruyucusu Boromir!

Gondor'un vekil harcı olan Denethor'un oğlu olan Boromir,Faramir isimli bir kardeşe de sahiptir.Elrond divanına katılmaya karar vermesi ise gördüğü bir rüya sonucudur.Yiğitliği ve mertliği ile öne çıkan karakterimiz,kılıç kullanmakta ustadır ve üstünde yardım çağrısı için gondorun borusunu taşımaktadır.Kitapta içindeki iyi ve kötü savaşıyla,hırsıyla,tutkusuyla içimizden biri gibi gözükmektedir.En insan karakter Boromir dersek yerinde olur..


İlk filmde Elrond Divanı ile birlikte karşımıza çıkan Boromir,bana göre filmde çok fazla işlenen bir karakter olmadı..En azından hak ettiği kadar.Frodo ve yüzük karşısında güçsüz düşüp,kardeşliğe ihanet etmeye yaklaştı ve bu hareketiyle bizi üzdü ancak sonra kendini toparladı ve buçuklukları korumak pahasına onlarca Uruk Hai ile savaştı.Uruklar onu öldüremeyeceğini anlayınca uzaktan ok yağmuru ile Boromir'i öldürmüş bulundular.(Filmde ise kitapta geçmeyen Lurtz karakterinin oklarıyla öldürülüyor.)
Boromir'e yakılan ağıt.

George R.R. Martin'in de seride en çok sevdiği karakter olan Boromir,benim için de çok önemli bir karakter.Hırsı,gücü ve Gondor'un geleceğini her şeyin önünde tutmasıyla,yiğit,mert bir insan imajı çiziyor.Aragorn'a son söyledikleri,gözümüzden yaş getiren o sözlerle bitirelim yazımızı:

''Seni izlerdim kardeşim,kumandanım,kralım...''

Düzeltme: Altyazılı yeni video eklendi.

Angmar Krallığı


































Tolkien'in kurduğu dünyanın çokta bilinmeyen krallıklarından Angmar..Filmde Pelennor Çayırları Savaşında karşımıza çıkan Witch King(cadı kral) Angmar'ın kurucusu ve yöneticisidir.Puslu dağların kuzeyinde kurulmuştur ve başkenti kötülüğün ve nefretin aktığı Carn Dûm'dur.




























Serinin Ea Games tarafından yapılan oyunu Battle For Middle Earth 2'nin Witch King ek paketi ile Angmar hakkında bir çok bilgiye sahip oluyoruz.Angmar'ın kuruluşundan,yıkılışına her şey campaignde geçiyor ve biz fantastik severler için doyurucu olduğunu söyleyebilirim.































Eowyn tarafından kılıçlanıp öldürülen Witch King ile birlikte Angmar krallığı da yok oluyordu..