tyrion lannister etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Kış Rüzgarları Yayınlanan Ön Okuma; Tyrion

                                                      
                                                                               Tyrion
Uzaklarda bir yerde, ölmekte olan bir adam annesine bağırıyordu. Bir adam, İkinci Oğullar’ın kuzeyindeki kampta “Atlara!” diye bağırdı Ghiscari dilinde. “Atlara! Atlara!” Yüksek ve tiz sesi, sabahın havasıyla çok uzaklara, kendi kampının ötesine taşındı. Tyrion, kelimeleri anlayacak kadar Ghiscari dilini biliyordu; ancak sesteki korku her dilde aynıydı. Onun ne hissettiğini biliyorum. 
Biliyordu Tyrion, kendi atını bulmanın zamanı gelmişti. Ölü çocukların zırhlarını giymenin zamanı gelmişti, kemerine bir kılıç ve hançer iliştirmenin, orası burası yamulmuş kaskı başına takmanın zamanı gelmişti. Şafak sökmüştü, güneşin ilk ışıkları şehirin duvarlarının ve kulelerinin ardından parlıyordu, kör edercesine parlak. Batıda yıldızlar bir bir parlaklığını kaybediyordu. Borular Skahazadhan’nın kıyılarında üfleniyordu, aynı şekilde Meeren’in duvarlarından savaş boruları cevap veriyordu. Nehirin ağzında bir gemi alevler içinde batıyordu. Köle Körfezinde savaş gemileri çarpışırken ejderhalar ve ölü adamlar gökyüzüne gidiyorlardı. Tyrion uzak mesafeden olanları göremedi fakat işitti; gemilerin kafa kafaya çarpışması, Demirdoğumluların büyük savaş boruları, Qarth’ın gürütülü tuhaf ıslıkları, çatırdayan küreklerin sesleri, baltanın kalkana saplanışı, yaralı adamların çığlıkları. Birçok gemi hala körfezin uzaklarındaydı, çıkardıkları sesler soluk ve derinden geliyordu ama biliyordu ki hepsi aynıydı. Katliamın şarkısı.
Durduğu yerden üç yüz metre uzakta Adi Kız Kardeş’i gördü, uzun kolu ceset yığınlarıyla birlikte sallanıyor, şişmiş ve çıplak cesetler uçuyordu. Kuşatma kampları gül ve altındanmışcasına sisin altında parıldarken Meeren’in ünlü basamaklı piramitleri soluk birer enkazı andırıyordu. Bir tanesinin yukarısında bir şey hareket ediyordu. Bir ejderha ama hangisi? Bu kadar mesafeden bir kartal zannedilebilirdi. Çok büyük bir kartal.
İkinci Oğullar’ın küflü çadırlarında saklanarak geçen birkaç günden sonra dışarıdaki hava fazla temiz ve taze kokuyordu. Olduğu yerden denizi görememesine rağmen keskin tuz kokusu denizin yakınlarda olduğunu söyledi. Ciğerlerini havayla doldurdu. Savaşmak için güzel bir gün. Doğudaki davulun sesi kavrulmuş ovada yayıldı. Elinde Rüzgarla Savrulanlar’ın mavi sancağını taşıyan atlı bir birlik Harridan’ın yanından şimşek gibi geçti.
Göğüs uçlarında halkalar olan Yunkai’li adamın bir köle askerin gözlerinin arasına balta saplanmasını aptal bir adam eğlenceli bulabilirdi. Genç bir adam muazzam ve büyüleyici olduğunu düşünebilirdi. Ama Tyrion Lannister daha iyisini bilirdi. Tanrılar beni kılıç kullanmam için yaratmamışlar diye düşündü, peki o zaman beni neden sürekli savaşların içine atıyorlar.
Kimse duymadı. Kimse cevaplamadı. Kimse umursamadı Tyrion’ı.

Tyrion kendini ilk savaşını düşünürken buldu. Shae’in ilk sevişmesinden sonraydı, babasının savaş borularıyla uyandırılmıştı. Gecenin bir yarısı kollarında çırılçıplak titreyen tatlı fahişesi, ürkmüş bir çocuk. Belki de hepsi yalandı, iyi hissetmemi sağlamak için oynadığı bir oyun. Shae ne kadar iyi bir oyuncuymuş diye içinden geçirdi. Zırhını giymesine yardım etmesi için Podrick Payne’e bağırdığında çocuk horul horul uyuyordu. Gördüğüm en hızlı delikanlı değildi ama adam gibi bir yaverdi. Umarım hizmet edecek daha iyi bir adam bulur.
Biraz acayipti ama, Tyrion Yeşil Çatal Savaşı’nı Karasu Savaşı’ndan daha iyi hatırlıyordu. Bu benim ilk savaşımdı. Herkes ilk savaşını hatırlar.Nehirin üstünden geçip giden sisi hatırladı, sazlıklara doğru giden soluk beyaz parmaklar gibiydiler. Ve o gündoğumunun güzelliği, bunu da hatırlıyordu; yıldızlar mor gökyüzünde dağılmışlardı, sabah çiyi ile ıslanmış çimenler cam gibi parlıyordu, kırmızı parlaklık doğudaydı. Shae, Pod’a yardım edip Tyrion’a uyumsuz ve garip zırhını giydirirken Shae’in parmaklarının ufak temaslarını hatırladı. Tanrının belası miğfer. Üstünde çiviler olan bir kova gibiydi. O çiviler hayatını kurtarmıştı, ilk savaşını kazanmasına rağmen Tyrion’un o günkü hali o kadar aptaldı ki Penny ve Groat onun yarısı kadar bile aptal gözükemezdi. Shae Tyrion’un zırhlar içinde dehşetli gözüktüğünü söyledi. Nasıl bu kadar kör,sağır ve aptal olabildim? Erkekliğimle düşünmemem gerekirdi

İkinci Oğullar atlarını eğerliyorlardı, sakin, acele etmeden ve doğru şekilde; bu daha önce yüzlerce kez yaptıkları bir şey değildi, genelde aceleyle yaparlardı. Bazıları elden ele bir şeyler taşıyorlardı, şarap veya su olabilirdi, Tyrion tam olarak seçemedi. Bokkoko edepsizce sevgilisini öpüyordu, koca ellerinden biriyle oğlanın kıçını okşuyor, diğerini de saçlarında gezdiriyordu. Onların arkasında, Sör Garibald beygirinin yelesini tarıyordu. Kem bir taşın üstüne çömmüştü, dik dik yere bakıyordu… Muhtemelen ölmüş abisini düşünüyordu ya da Kral Toprakları’ndaki o arkadaşını. Çekiç ve Çivi adamları kontrol ediyordu, silahlara ve mızraklara bakıyor, zırhları ayarlıyor, ağzı körelen bıçakları bileyliyorlardı. Snatch tütününü çiğniyor, aptal şakalar yapıyor ve uzun kavisli koluyla bacak arasını kaşıyordu. Ondaki bir şeyler Tyrion’a Bronn’u hatırlattı. Karasu’dan Sör Bronn şimdilerde, tabi kız kardeşim onu öldürmediyse. Bu ihtimal Cersei’nin düşündüğü kadar basit olmayabilirdi. İkinci Oğullar’ın kaç tane savaşta dövüştüğünü merak etti Tyrion. Kaç tane çarpışmaya girdiklerini, kaç tane baskın yaptıklarını,kaç tane şehire zorla girdiklerini, kaç tane kardeşlerini gömdüklerini veya çürümeye bıraktıklarını merak etti.
Bu Tyrion’un üçüncü muharebesi olacaktı. Deneyimli ve soylu, damgalı ve mühürlü, ispatlanmış bir savaşçı işte o benim. Birkaç adam öldürdüm ve bir o kadar yaraladım, kendim de yaralandım ama öldürdüklerimi anlatacak kadar yaşadım. Taarruzları yönettim, adamların benim ismimi bağırdıklarını duydum, daha iyilerini ve daha büyüklerini öldürdüm,birkaç zaferin tadını bile aldım… Ve bu kahramanlar için yeterince lezzetli bir şarap sayılmaz mıydı? Başka tatları da sevemez miydim? Yaptığı ve gördüğü tüm şeylere rağmen yeni bir savaşa katılacak olması Tyrion’ı dehşete düşürüyordu Dünyanın yarsını dolaşmıştı kimi zaman bir tahtırevanda, kim zaman bir direkli teknede, bir domuzun üstünde, köle ve ticaret gemilerinde, fahişelerin ve atların sırtında, Her seferinde kendine hayatta kalmasının ya da ölmesinin artık umrunda olmadığını söyledi. Ancak her defasında daha çok önemsediğini gördü.
Yabancı soluk kısrağa binmiş ve elinde kılıçla üstlerine doğru geliyordu ama Tyrion’un onunla yüzleşmek konusunda bir ilgisi yoktu. Şimdi değil. Henüz değil. Bugün değil. Sen nasıl bir dolandırıcısın Küçük Şeytan, yüzlerce muhafızın karına tecavüz etmesine izin verdin, babanı karnından vurdun, sevgilinin boğazını yüzü kararana kadar altın zincirle sıktın, fakat hala yaşamayı hakettiğini düşünüyorsun.
Tyrion, Penny ile ortak kullandıkları çadıra daldığında Penny çoktan zırhını giymişti. Penny yıllardır kendini tahta bir plakaya bağlıyordu; tokalar ve kopçalar hakkında uzman olduktan sonra tahta plaka ve zincir zırh çok farklı şeyler değillerdi. Örgütün çelikleri ezilmiş ve paslanmış, çizilmiş ve lekelenmiş yada solmuş olsa da farketmezdi bir kılıcı durduracak kadar sağlamdı her zaman.
Penny’nin henüz giymediği tek parça miğferiydi. Tyrion içeri girdiğinde bir baktı ve ‘’Zırhını giymemişsin. Neler oluyor?’’ dedi.
‘’Olağan şeyler. Çamur, kan ve kahramanlık, öldürmek ve ölmek. Bir savaş körfezin dışında devam ediyor, bir başkası şehirin duvarlarının altında. Yunkai’lilerin her tarafı düşmanla kaplı. En yakın mücadele şimdilik bir fersah uzağımızda ancak çok geçmeden biz de dahil olacağız… İki taraftan birinde. İkinci Oğullar taraf değiştirmeye daima hazırdı, Tyrion bundan neredeyse emindi. Ama emin olmakla neredeyse emin olmak arasında büyük bir uçurum vardı. ''Adamımı yanlış değerlendirirsem hepimiz kayboluruz. ‘’

''Miğferini tak ve kopçaların bağlı olduğundan emin ol. Bir keresinde boğulmayayım diye benimkileri açık bıraktım ve bana bir buruna mal oldu.’’ Tyrion yara izini kaşıdı.
‘’Zırhını giydirmemiz lazım.’’
‘’Çok istiyorsan buyur. Önce deri yelek. Çivili kaynatılmış deri, onun üstüne örgü zırh ve son olarak boyun zırhı.’’ Çadırın içine bir gözattı. ‘’Şarap var mı?’’
‘’Yok.’’
‘’Akşam yemeğinden kalan yarım sürahiye ne oldu?’’
‘’Çeyrek sürahi vardı ve sen içtin.’’
İçini çekti. ‘’Kız kardeşimi bir bardak şarap karşılığında satardım.’’
‘’ Bana kalırsa kız kardeşini bir bardak at sidiğine satardın.’’ Bu beklenmedik cevap karşısında Tyrion yüksek sesli bir kahkaha attı. ‘’At sidiğine olan düşkünlüğüm çok mu biliniyor, yoksa kız kardeşimle mi tanıştın?’’
‘’Onu bir kez gördüm, çocuk kral için mızrak dövüşü yaptığımız zaman. Groat onun güzel olduğunu düşünüyordu.’’
Groat aptal isimli bodur bir yalakaydı. ‘’Sadece bir aptal ayık kafayla savaşa gider. Plumm’da şarap vardır. Savaşta ölürse, o şarabın boşa gitmesi suç sayılır.’’
‘’Dilini tut biraz. Şu yeleği bağlamam lazım.’’
Tyrion denedi ama susunca Katliamın Sesi artıyormuş gibi geldi ve dili tutulamaz oldu.’’Gorzhak zo Eraz örgütü demir adamları denize püskürtmek için kullanmayı istiyor’’ Penny onu giydirirken bir anda bunu söyledi Tyrion. ‘’Yapmaları gereken şey hadımlar kapıdan 3 metre bile uzaklaşmadan önce atlarla beraber tüm kuvvetini göndermek. Kedileri onların solunda, biz ve Rüzgarla Savrulanlar en sağdan. Göğüs göğüse çarpışma, Lekesizler hiçbir mızrak adamından daha iyi veya daha kötü değiller. Onları tehlikeli yapan şey disiplinleri, eğer bir mızrak duvarı oluşturamazlarsa…’’
‘’Kollarını kaldır’’ dedi Penny. ‘’Buraya, evet böyle daha iyi. Belki de Yunkailileri sen komuta etmelisin.’’
‘’Köle askerler kullanıyorlar neden köle kumandanları olmasın ki? Bu oyunu bozardı gerçi. Bilge Ustalar için tüm bu olanlar sadece bir cyvasse oyunu ve bizler de parçalarıyız.’’ Başını bir yöne eğdi Tyrion. ’’Babam ve bu köle tüccarlarının ortak yönleri var’’
‘’Baban? Ne demek istiyorsun?’’

‘’Az önce ilk savaşım aklıma geldi. Yeşil Çatal. Bir yolun ve nehirin arasında savaştık. Babamın ordusunun mevzilendiğini gördüğümde ne kadar güzel olduğunu düşünmüştüm. Demir dikenleri olan kıpkırmızı bir gül. Ve tabiki babam, hiç o kadar şaşalı gözükmemişti. Altın kumaştan yapılmış peleriniyle beraber kıpkırmızı bir zırh giymişti. Omuzlarında bir çift altın aslan vardı, başka bir tanesi miğferinin üstündeydi. Bindiği at muhteşemdi. Lord hazretleri bütün mücadeleyi o atın üstünden izledi ve herhangi bir düşmana yüz metre bile yakında değildi. Altında yüzlerce insan ölürken hiç hareket etmedi, hiç gülmedi, hiç terlemedi. Beni bir kamp taburesine oturmuş, cyvasse oynarken düşün. Eğer bir atım, biraz kızıl zırhım ve altın kumaştan dikilmiş bir büyük pelerinim olsaydı babamla neredeyse ikiz olabilirdik. Ve babam daha uzundu. Ama benim daha çok saçım var.
Penny Tyrion’u öptü.
Kız o kadar hızlı hareket etti ki Tyrion düşünecek zaman bulamadı.Bir kuş kadar hızlı atıldı ve dudaklarını Tyrion’unkilere bastırdı. Başladığı kadar hızlı bitti. Bu ne içindi? Az daha söylüyordu fakat ne için olduğunu biliyordu.Teşekkürler diyebilirdi Tyrion fakat Penny bunu tekrar öpüşme isteği olarak algılayabilirdi. Çocuk, seni incitmek gibi bir isteğim yok.Deneyebilirdi fakat Penny çocuk değildi ve hisleri kaybolmazdı.
Çok genç görünüyor. Diye düşündü. Bir kız,hepsi bu. Bir kız, cüce olduğunu düşünmezsen güzel sayılabilir. Saçları kahverenginin açık bir tonuydu. Kalın ve kıvırcık. Gözleri büyüktü ve güvenilirdi. Çok güvenilir.

‘’Sesi duydun mu?’’ dedi Tyrion.
Kız bir an için dinledi. ‘’O nedir?’’ diye sordu bir çift uyumsuz baldır zırhını Tyrion’un bodur bacaklarına bağlarken.

‘’Savaş. Bizim tarafımızda yada en fazla birkaç fersah uzaklıkta. Bu katliam Penny. O adamlar bağırsakları dışarıda sallanırken yere düşüyorlar. Kopmuş uzuvlar, kırılmış kemikler ve havuzlar dolusu kan. Sağanak yağmurdan sonra solucanların niçin yüzeye çıktıklarını biliyor musun? Aynı şeyi yere yeterince kan aktığında da yaptıklarını duydum. Yabancı geliyor Penny. Kara Keçi, Soluk Çocuk, Çok Yüzlü, hangisini söylemek istiyorsan onu söyle. Bu ölüm.’’
‘’Beni korkutuyorsun.’’
‘’Öyle mi? Bu iyi. Korkmalısın. Uğraşmamız gereken Demir doğumlular var ve karaya çıkıyorlar, ve tabii ki Sör Barristan ve Lekesizler’i, onlar da şehirden dışarı çıkıyorlar. Aralarında biz varız, çok yanlış yerde savaşıyoruz. Ben de korkuyorum Penny.’’
‘’Bunları söylüyorsun ama hala dalga geçiyorsun.’’
‘’Alay etmek korkuyu uzakta tutmanın yollarından biri. Bir başkası ise şarap.’’
‘’Cesursun. Küçük insanlar cesur olabilirler.’’
Benim Lannister devim. dediğini duydu Benimle dalga geçiyor.Neredeyse yine tokatlıyordu onu. Yüzü kayboldu.
‘’Seni sinirlendirmek istememiştim. dedi Penny ‘’Affet beni. Sadece korkuyorum, hepsi bu.’’ Tyrion’un eline dokundu.
Tyrion sertçe uzaklaştı. ‘’Korkuyorum.’’ bu Shae’in söylediği kelimeydi. Gözleri yumurtalar kadar büyüktü ve her parçasını içime çektim. Onun ne olduğunu biliyordum. Bronn’a benim için bir kadın bulmasını söyledim ve bana Shae’i getirdi. Elleri yumruk şeklini aldı, Shae’in sırıtan silüeti gözünün önünden geçti. Boynunu zincirle sıktı, kelebek kadar bir güçle çırpınırken altın eller vücudunun derinliklerine doğru giriyordu. Elinde bir zinciri olsaydı, bir arbaleti olsaydı, bir hançer, herhangi bir şey olsaydı.
Bu sırada Tyrion bağırışları duydu. Karanlık öfkesinin içinde kaybolmuştu, anılar denizinde boğuluyordu fakat bağırışlar onu dünyaya geri getirdi. Ellerini açtı, bir nefes aldı, Penny’e sırtını döndü.’’ Bir şeyler oluyor’’ Ne olduğuna bakmak için dışarı çıktı. Ejderhalar.

Yeşil canavar körfezin üstünde daireler çiziyordu. Aşağısında gemiler yanıp ve çarpışıp paramparça olurken hala havada uçup manevralar yapıyordu. Paralı askerler aptal aptal beyaz ejderhayı izliyorlardı. Üçyüz metre uzaklıkta Adi Kız Kardeş kolunu savurdu, chunk-THUMP, ve altı tane taze ceset gökyüzünde dans etmeye başladı. Yükseğe ve daha yükseğe uçtular. Sonra iki tanesi alev aldı.
Cesetlerden biri düşmeye başladığı sırada ejderha onu yakaladı, dişlerinin arasından solgun ateşler çıkarken cesedi çiğnemeye başladı. Sabah havasına karşı kanatlarını çırptı ve tekrar yükselişe geçti. İkinci ceset uzanmış pençeye çarptı ve inişe geçti, birkaç Yunkaili binicinin arasına düştü. Bazıları alev aldı. Bir at şahlandı ve sahibini üstünden attı. Diğerleri kaçıştılar, ateşlerden kaçmaya çalışırken ateşi daha da kuvvetlendirdiler. Tyrion Lannister kampta panik havasının yayıldığını hisstetti.
Keskin ve tanıdık bir sidik kokusu havayı kapladı. Tyrion kendisi mi yaptı diye baktı ve altına işeyenin Tybero Istarion
olduğunu görünce rahatladı. ‘’Pantolonunu değiştirsen iyi olacak.’’ Dedi Tyrion. ‘’Ve bunu yaparken pelerinini kıvırmayı unutma.’’ Hazinebaşının rengi attı ama hareket etmedi.
Haberci geldiğinde hala orada dikilmiş, ejderhanın cesetleri yakalamasını izliyordu. Şerefsiz ulak. Tyrion bu adamın şerefsiz olduğunu bir görüşte anlamıştı. Altın bir zırhı vardı ve altın renkli bir ata biniyordu. Yunkai’nin yüce kumandanı asil ve kudretli Gorzhak zo Eraz tarafından yollandığını bağırmıştı. ‘’Lord Gorzhak Kaptan Plumm’a tebriklerini yolladı ve ricası ordusunu körfezin kıyısına indirmesidir. Gemilerimiz saldırı altında.’’
Gemileriniz batıyor, yanıyor, kaçıyor. Diye aklından geçirdi Tyrion. Gemileriniz ele geçiriliyor, adamlarınız kılıçtan geçiriliyor. Tyrion Casterly Kayasından bir Lannisterdı, Demir Adalara yakındı; Demir Doğumlu istilacılar Kaya’nın kıyılarına çok çok yabancı değillerdi. Yüzyıllardır Lannis Limanı’nı en az üç kere yakmışlardı ve onlarca kez basmışlardı. Batılılar Demir Doğumluların ne kadar vahşi olabileceklerini biliyordu; bu köleler yeni yeni öğreniyorlardı.
‘’Kaptan burada değil.’’ Dedi ulağa Tybero Istarion. ‘’Melessa onu çağırttı.’’
Binici güneşi göstererek ‘’Lady Malazza’nın emri gündoğumunda sona erdi. Lord Gorzhak’ın size dediklerini yapın.’’
‘’Gemilere saldırın mı demek istiyorsun? Şu sudakilere mi?’’ Hazinebaşının yüzü asıldı.’’ Ben nasıl olacağını bilmiyorum ama Brown Ben geri gelince Gorzhakının ne istediğini söyleceyeceğim.’’
‘’Sana bir emir verdim. Bunu hemen gerçekleştireceksin.’’
‘’Biz kaptanımızdan emir alırız.’’ Tybero bunu gayet uysal bir ses tonuyla söyledi. ‘’O burada değil. Sana söyledim.’’
Tyrion ulağın sabrının tükendiğini farkedebildi.’’Savaş başladı. Komutanınız sizinle birlikte olmalı.’’
‘’Olmalı fakat değil. Kız onun için gönderildi. O gitti’’
Ulak morardı.’’Emire itaat etmelisiniz.’’
Snatch ağzının sol tarafından iyi çiğnenmiş bir tomar tütün tükürdü.’’Özürünüz için yalvarıyorum.’’ Dedi Yunkaili binici, ‘’fakat biz hepimiz Lordum gibi binicileriz. Mızraklı birliklere saldıracağız. Bazıları ateşli hendeklerin üstünden atlayacaklar. Fakat daha önce hiç suyun üstünde koşabilen bir at görmedim.’’
‘’Gemiler adam çıkartıyorlar.’’ Diye çığırdı Yunkaili küçük lord. ''Skahazadhan’ın ağzının ateşli bir gemiyle kapattılar ve burada durduğunuz her an kıyıya çıkıyor. Adamlarını topla ve onları denize geri püskürt! Bir an önce! Gorzhak bunu emrediyor!’’
‘’Gorzhak hangisi?’’ diye sordu Kem. ‘’Tavşan olan mı?’’
‘’Puding Surat’’ dedi Tybero. ‘’Tavşan uzungemilere zayıf atları yollayacak kadar salak değil.’’
Binici yeterince şey duymuştu.’’Emrini yerine getirmemeniz hakkında Gorzhak zo Eraz’ı bilgilendireceğim.’’ Dedi sertçe. Atını etrafından döndürdü ve paralı askerlerin kahkahaları eşliğinde geldiği yoldan geri döndü.
Kahkahasını ilk kesen Tybero’ydu.’’Yeter.’’ dedi ağırbaşlı bir havayla. ‘’Bırakın artık şuna gülmeyi.Atları eyerleyin. Ben gerçek emirlerle geldiğinde bütün adamları hazır istiyorum.’’Şu yemek ateşini de söndürün. Savaştan canlı çıkarsanız orucunuzu açabilirsiniz.’’ Bakışları Tyrion’a takıldı. ‘’Neye gülüyorsun? O zırhın içinde yarım bir aptal gibi gözüküyorsun, yarım adam.’’
‘’Yarım bir aptal olmak tam aptal olmaktan iyidir. Diye cevapladı cüce. ‘’Kaybeden taraftayız.’’
‘’Yarımadam haklı.’’ Diye cevapladı Jorah Mormont.’’Daenerys döndüğünde bu köle tacirleri için savaşıyor olmak istemeyiz… ki o dönecek. Hata yapmak istemeyiz. Şimdi sertçe saldıralım ve kraliçe bunu asla unutmaz. Rehinelerini bulalım ve serbest bırakalım. Ve hanemin ve evimin onuru üstüne yemin ederim ki bu başından beri Brown Ben’in planladığı şeydi.’’
Köle Körfezinin dışında, Qartheen kadırgalarından biri tamamen yanıp battı. Tyrion doğuda fillerin çıkardıkları sesleri duyabildi. Altı kız kardeşin kolları yükseldi ve indi, cesetler fırladı. Meereen’in duvarları altında iki mızrak duvarı karşı karşıya geldiği sırada kalkanlar çarpıştı. Ejderhalar yukarı yükseldiler, gölgeleri düşman veya dost farketmeksizin üstlerine düştü.
Tybero elini havaya kaldırdı. ‘’Kitapları aldım. Altınımızı korudum. Anlaşmalarımız ayarladım. Ücretlerimizi topladım, yeterince yemek almaya yetecek paramız olduğundan emin oldum. Kim için ve ne zaman dövüşeceğimize karar vermedim. Bu Brown Ben’in söyleyebileceği bir şey. O döndüğünde bunu onunla kararlaştıracağız.’’
Plumm ve refakatçileri Kız General’in kampından dörtnala geri geldiğinde beyaz ejderha Meereen’in üstündeki yuvasına geri gitmişti. Yeşil olan hala dolanıyordu, iri, yeşil kanatlar hala şehrin ve körfezin üstünde süzülüyordu.
Brown Ben Plumm kaynatılmış derinin üstüne zincir zırh ve plaka zırh giymişti. Omuzlarında salınan ipek pelerini gösteriş karşısında tek taviziydi, hareket ettikçe rengi soluk menekşeyle koyu mor arasında değişiyordu. Atından indi ve seyisine verdi, sonra Snatch’e kaptanları çağırmasını söyledi.
’’Söyle acele etsinler’’ diye ekledi Açgözlü Kasporio.
Tyrion kıdemli değildi ama Esmer Ben ile oynadığı cyvasse oyunları onu çadırının tanınan bir şahsiyeti haline getirmişti .Kasporio ve Tybero yanı sıra Uhlan ve Bokkoko da çağırılanlar arasındaydı. Cüce, Jorah Mormont’u da orada gördüğüne şaşırmıştı.
‘’Adi Kız Kardeşler’i korumakla görevlendirildik,’’ diye bilgilendirdi Brown Ben. Diğer adamlar huzursuz bakışlar attılar. Jorah sorana kadar kimse konuşmak istemiyormuş gibi görünüyordu: ‘’Kimin komutasında?’’
‘’Kız’ın. Sör Büyükbaba Harridan için savaşıyor, fakat Kız, Barristan’ın sıradaki hedefinin Adi Kız Kardeşler olmasından korkuyor. Hayalet çoktan çökertildi.Marselen’in azat edilmiş köleleri Uzun Mızrak’ı çürük bir sopaymış gibi kırdılar ve zincirler takıp sürüklediler. Kız, Selmy’nin bütün mancınıkları yıkmak istediğini söyledi.’’
‘Ben de olsam aynısını yapardım.’’ Dedi Sör Jorah. ‘’Ama daha çabuk yapardım.’’ ‘’Kız neden emirler vermeye devam ediyor?’’ dedi Tybero şaşkın şaşkın. ‘’Gündoğumu geldi ve geçti. Güneşi göremiyor mu? Hala yüce bir kumandanmış gibi davranamaya devam ediyor.’’ ‘’Eğer kızın yerinde olsaydın ve Puding Surat’ın kumandanlığı üstlenmek üzere olduğunu bilseydin Sen de emirleri vermeye devam ederdin’’ Dedi Mormont.
‘’İkisi de birbirinden beter.’’ Diye itiraz etti Kasporio.
‘’Doğru.’’ Dedi Tyrion, ‘’fakat Malazza’nın daha güzel memeleri var.’’
‘’Adi Kız Kardeş arbaletçilerle savunulur. Akreplerle, mancınıklarla. Asıl onlara ihtiyaç var. Sabit bir noktayı savunmak için atlı askerler kullanılmaz. Kız bizi oraya atsız göndermek mi istiyor? O halde neden mızrakçıları ve sapancıları kullanmıyor?’’
Kem sarı kafasını çadırın içine soktu.’’ Rahatsız ettiğim için affedin lordlarım, başka bir binici geldi. Yüce kumandandan yeni emirler getirdiğini söylüyor.’’
Brown Ben Tyrion’a şöyle bir baktı sonra omuz silkti: ‘’Söyle gelsin buraya.’’
‘’Buraya mı?’’ diye sordu Kem şaşkınlıkla.
‘’Burada gibi gözüüyorsam burayadır.’’ Dedi Plumm kızgınlıkla.’’ Başka bir yere giderse beni bulamaz.’’
Kem dışarı çıktı. Döndüğünde, yeşil ipek pelerini ve uyumlu pantolon olanı Yunkai soylusu için çadırın girişindeki kumaşı tuttu.Adamın yağlı siyah saçı kafasında ufak güller filizlenmiş gibi gösterilmek için örülmüş, bükülmüş ve verniklenmişti. Zırhına öyle müstehcen bir oyma yapılmıştı ki Tyrion adamla akrabaymış gibi hissetti.
‘’Lekesizler Harpiya’nın Oğulları’nın üstüne gidiyorlar.’’ Dedi ulak. ‘’Kanlısakal ve iki Ghiscari alayı onların karşısında duruyor. Onlar safları tutarken siz de hadımların arkasına dolanıp kıçlarına tekmeyi basacaksınız, hiç zaiyat olmayacak. Saldırı Yunkai’nin yüce kumandanı asil ve kudretli Morghar zo Zherzyn tarafından komuta edilecek.
‘’Morghar?’’ diyip kaşlarını çattı Kasporio.’’ Hayır, bugün Gorzhak yönetiyor.’’
‘Gorkhaz Zo Eraz hain bir Pentos’lu tarafından öldürüldü Kendi kendini isimlendiren, Hırpani Prens denen dönek yaptığı alçaklığı bağırarak ölecek, asil Morghar söz veriyor.’’ Brown Ben sakalını kaşıdı. ‘’Rüzgarla Savrulanlar taraf mı değiştirdi?’’ Hafiften ilgiliymiş gibi bir tonla sordu.
Tyrion kıkırdadı. ‘’Ve şimdi Puding Surat’ın yerine başımıza Sarhoş Fatih geçti. Kafasını içkiden kaldırıp da komuta verebilirse iyidir.’’
Yunkaili adam cüceye baktı. ‘’Dilini tut seni küçük haşe…’’ Bir anda lafını değiştirdi. ‘’Bu küstah cüce kaçak bir köle. Yezzan zo Qoggaz’a ait bu.’’
‘’Yanılıyorsun. O benim silah arkadaşım. Özgür bir adam ve bir İkinci Oğul. Yezzan’ın kölelerine altın tasmalar takılır.’’ Brown Ben en sevimli gülümsemesini gösterdi. ‘’Küçük zilli altın tasmalar. Hiç zil duyuyor musun? Ben duyamıyorum.’’
‘’Tasmalar çıkartılabilir. Bu cücenin bir an önce cezasını çekmesi için teslim edilmesini istiyorum.’’
‘’Oo çok asabisin. Jorah, sen ne diyorsun?’’
Uzunkılıcını göstererek ‘’Bunu.’’ Dedi. Binici döndüğünde Jorah kılıcı adamın boynuna soktu. Sivri ucu Yunkaili’nin ensesinden çıktı, kızıl ve ıslak. Ağzından kanlı baloncuklar çıktı ve çenesinden aşağı aktı. Herif sallana sallana iki adım atabildi sonra da cyvasse masasının üstüne düştü, ahşap ordu etrafa saçıldı. Birkaç kere daha titredi. Bir eli kuvvetsizce ters dönmüş masayı tırmalarken diğer eliyle Mormont’un kılıcını kavradı. Ancak o zaman herifin öldüğü anlaşıldı. Yağlı siyah gül demeti ve kızıl kanlar yerlere saçıldı. Jorah kılıcını ölü adamın boynundan çıkardı. Kılıcının ucundan kan damladı.
Beyaz cyvasse ejderhası Tyrion’un bacaklarının dibine düştü. Taşı yerden aldı, kıyafetinin koluna sildi fakat güzel oymalarının arasında Yunkaili kanının izleri kaldı, soluk renkli ahşap kırmızı damarları varmış gibi gözüküyordu. ‘’Kraliçemiz Daenerys’e selam olsun.’’ Yaşıyor olabilir belki de ölmüş de olabilir. Kanlı ejderhayı havaya attı, sırıttı. ‘’ Daima Kraliçe’nin adamlarıydık.’’ Diye duyurdu Brown Ben Plumm. ‘’ Yunkaililer’e katılmamız sadece numaraydı.’’
‘’Ve çok zekice bir numaraydı.’’ Tyrion ayağıyla ölü adama dokundu. ‘’Bu zırh uyarsa benimdir.’’


Kaynak: https://forum.gameofthronestr.com/t/tyrion-bolumu-ceviri-the-winds-of-winter/6127

Game of Thrones 6. Sezon Son Fragmanı Yayınlandı!


Dünyanın en popüler dizisi olan Game of Thrones'in 6. sezon son fragmanı yayınlandı. Fragman kısa olsada bize yeni sezonun muhteşem geçeceğinin sinyallerini fazlasıyla veriyor. Özellikle Jon Snow ve büyük kuzey savaşı üzerine kurulu fragmanda Kral Toprakları, Essos, Büyük Çim Denizi'nden de sahneler yer alıyor. Sözü daha fazla uzatmadan sizi fragmanla baş başa bırakıyorum. İyi Seyirler...


Tyrion Lannister - Dev Adam


Seride en sevdiğimiz karakterlerden biri olan Tyrion Lannister isimli cücemiz keskin zekası ve komik kişiliğiyle hepimizin gönlünde bir yer edinmiş durumda. Bugün kendisinin dizideki yolculuğuna bir bakalım diyorum, ne dersiniz ? Beraberce 1.sezondan 5.sezonun sonuna kadar cücemiz neler yapmış neler etmiş bir inceleyelim, diziye daha aylar varken içimizdeki özlem ateşini biraz olsun dindirelim.


Sezon 1

Tyrion Lannister ile ilk bölümde fahişelerle yatakta alem yapıp şarabını yudumlarken rastlıyoruz. Kendisi Robert Baratheon'un ekibiyle beraber Kışyarına gelmişti. Daha burada bile ne kadar ilginç bir karakter olacağını anlamış oluyoruz. 2.bölüm ile birlikte Joffrey'e attığı tokatlarla daha 2. bölümden kalbimizde ayrı bir yere sahip oluyor kendisi. Bu bölümle birlikte de Jon Snow ile yol arkadaşı oluyor ve Kara Kale yolculuğu başlıyor. Jon ile birlikte Kara Kale'de bir süre geçiren cücemiz, burada Jon'a gayet iyi davranıyor ve onun da iyi niyetini kazanıyor. Bir daha ki bölümde ise Kara Kaleden ayrılan cücemiz bir yanlış anlaşılma sonucu(Catelyn Stark, Bran'a suikast girişimini Tyrion yaptı sanıyor) Catelyn tarafından bir handa esir alınıyor ve cücemizi manyak kız kardeşi Lysa'nın yanına vadiye götürüyor. Vadide ise dövüşle yargılanmayı talep eden cücemiz buradan Bronn'un savaşçılığı sayesinde kurtuluyor ve ikisi arasındaki kadim dostluk burada başlıyor.

Bronn ile başlayan yolculuğu Taşkarga gibi köylü kabilelerin saldırısıyla sekteye uğrasa da, Cüce keskin zekasıyla bu düzensiz grupları babasının ordugahına gelmeye ve onlarla beraber savaşmaya ikna ediyor. 9.bölümde Shae ile tanışan cücemiz akşam ki savaş için baya bir korksa da savaş başlamadan kafasına aldığı darbe yüzünden savaşın sonunda anca uyanabiliyor. Sezonun son bölümünde ise babası Tywin Lannister tarafından kralın sağ kolu olarak görevlendiriliyor ve sezon kendisi için böylece bitiyor. Kendisi daha ilk sezondan kalbimizde bir yer ediniyor ve sevilen karakterlerden biri olmayı başarıyor.


Sezon 2

2.sezona da güzel bir giriş yapan Tyrion, Sansa'ya yapılan kötü tavırlara dur diyor ve Joffrey'e ayar çekmeye devam ediyordu. Diğer bölümlerde yönetim işleriyle uğraşan cücemiz, Kralın Şehrindeki kökleşmiş pislikleri temizlemeye karar veriyor ve Pycelle'nin de aralarında bulunduğu bazı it, kopuğa karşı savaş başlatıyor. Savunmayı da ihmal etmeyen cücemiz ejderha ateşi yapımına önem verip ustaları çalıştırıyor ve ileri ki kuşatma için önlem almayı ihmal etmiyordu. 6.bölümde Joffrey'in konvoyuna yapılan saldırıda Joffrey'e yine ayar verip adeta Joffrey'i ayar manyağı yapıyordu. Kralın Şehrindeki hareketleri ve tavırları ne yazık ki cücenin çok fazla düşman kazanmasını sağlamıştır. İyilerin başına da hep böyle şeyler geliyor be :(

Bundan sonra cücemiz sadece kuşatmayı düşünmektedir ve planları da yok değildir. 9.bölüm de ejderha ateşinin efektif kullanımıyla Stannis'in ordusunun çoğunu def etmeyi başaran cücemiz, savaşın en zor anında sorumluluk alıp kale dışına hücuma çıkmıştır ancak burada kendisini öldürmesi için tutulan bir yavşak tarafından yaralanmıştır, ölüme ramak kala ise uşağı Podrick tarafından kurtarılmıştır.(Kitapta bu yara çok daha kötü tasvir edilmesine rağmen, dizi de durum pek de kötü gözükmemekte).Son bölümde ise Tywin'in geri dönmesiyle yetkisi elinden alınmış, kazandığı düşmanlıklar sayesinde geleceği pek parlak gözükmeyen cücemiz için sezon 2 burada tamamlanmıştır. Bu sezonla da birlikte kalbimizdeki yerini iyice derinleştiren Tyrion en sevilen karakterlerden biri olmuştur.


Sezon 3

Artık hazine başı(defterdar mı desek) olan Tyrion için işler biraz zor olacaktır çünkü kendisine karşı pek dostça bir tavır yoktur. Bronn ve Podrick dışında güvenebileceği çok fazla kimse yok cücemizin. Bu sezonda babası Tywin Lannister tarafından Sansa Stark ile evlendirilip çocuk yapmaya zorlanan cücemiz, Sansa'ya hiç bir surette kötü davranmamış, o istemediği için Sansa ile ilişkiye bile girmemiştir. Burada da reisliğini göstermiştir anlayacağınız. Kızıl düğün ve Mhysa gibi olaylarla biten bu sezonda cücemiz çok fazla yer almasa da her bölümde en az bir kere görünmüştür. Onsuz olmaz.


Sezon 4

4.sezonun 2.bölümüyle beraber Joffrey Baratheon(Lannister)'ın gebermesiyle birlikte şarabını servis eden cücemiz, pislikler tarafından suçlu görülecektir. Kendisini zorlu bir 4.sezon beklemektedir. 3.bölüm de suçlanır ve hapise atılır. Sırada duruşma vardır ve herkes tarafından kartlar ortaya dökülecektir. 4.sezonun 6.bölümündeki duruşma sahnesi ise efsanedir. Cücemiz adeta kırıp geçirmiş, ortalığı inletmiş, hepimizin kalbindeki yerini artık tam olarak kazanmıştır. Peter Dinklage'in mükemmel oyunculuğuyla birlikte duruşma sahnesi ayrı enfes olmuştur. Shae tarafından ihanete uğramasıyla beraber çıldıran cücemizin efsane repliklerini yazmazsak olmaz.''İtiraf etmek istiyorum. Sizi kurtardım ben. Bu şehri ve o değersiz hayatlarınızı kurtardım. Bıraksaydım da Stannis hepinizi öldürseydi. Evet, suçluyum ben, Bunu mu duymak istiyorsunuz? Yargıç Tywin Suçunu itiraf mı etmek istiyorsun, kralı zehirledin mi? diye sorar. Tyrion ise ''Hayır o konuda masumum, ben çok daha korkun. bir konuda suçluyum, cüce olduğum için. Hayatım boyunca cüce olduğum için yargılandım. Ben Joffrey'i öldürmedim ama keşke öldürseydim. İğrenç piçinin ölümü baba bin yalancı fahişeden daha fazla zevk verirdi. Keşke olduğumu sandığınız canavar olsaydım, keşke hepinize yetecek kadar zehrim olsaydı. Hepinizin zehri aldığını seyretmek için canımı seve seve verirdim. Joffrey'in cinayeti uğruna canımı vermeyeceğim. Burada adalet olmadığına da adım gibi eminim. Bu yüzden kaderimi tanrıların belirlemesine izin vereceğim. Dövüşerek yargılanma talep ediyorum. 


Tyrion Lannister Yargılanma Sahnesi...


Efsane bölümün ardından cücemiz dövüşecek adam bulmak konusunda sıkıntı yaşamaktadır, can dostu Bronn kendisine vaadedilen kalelerin cazibesiyle ölümü göze almak istemez(zira karşıda Gregor Clegane adlı hayvanın evladı vardır)ve onun adına savaşmayı reddeder. Bu umutsuz durumda ise Oberyn Martell kız kardeşinin intikamını almak ve emri vereni itiraf ettirmek için namı değer Dağ ile savaşmayı kabul eder ve hayvan evladının karşısına çıkar. Burada Dağa karşı iyi savaşır ve onu yere yıkar ancak artist artist hareketleri ve 2.50 metrelik adamı yere yığıp öldürmemesi sebebiyle kafası patlatılarak öldürülmekten kurtulamaz. Cücemiz için ne yazık ki yolun sonu görünüyor gibidir. Jaime Lannister'ın kardeşine olan sevgisi ve Varys'in çabalarıyla hapisten kaçırılan cücemiz kaçarken tünel bağlantılarını kullanıp babasının odasına iner, burada Shae'yi görüp onun işini bitirir ve ardından tuvaletteki Tywin Lannister'ı arbaletle bir güzel öldürür. İntikam alınmıştır. Şoklarla izlenen bu bölüm cücenin Varys tarafından gemiye bindirilmesi ve beraber kaçmalarıyla sona ermiştir. Cücemiz master degree seviyesine yükselmiş ona yanlış yapanları bir güzel temizlemiştir. Bizzat babasını öldürerek hepimizi dumura uğratmış olsa da Tywin'in bunu hak etmediğini sanırım hiç birimiz söyleyemeyiz. Tyrion Lannister dizi ve kitap severlerin tutunduğu son karakterlerden biri ve henüz George Martin tarafından katline ferman verilmedi. Zekası ve alçakgönüllülüğü ile gönlümüze taht kuran cücemiz için sezon 4 fırtınalı geçmiş ancak güzel bitmiştir.


Sezon 5

5. sezonda cücemiz Tywin Lannister'ı öldürdükten sonra Örümcek Varys'la birlikte Dar Denizin karşısına geçer. Varys cücemizi sadece mecbur kaldığı için kaçırmamıştır, onunla ilgili büyük planları vardır. Bu planları Tyrion'a açıklayan Varys onun umursamazlığını yenmek istemektedir. Cücemiz Tyrion ise uzun bir yolculuktan sonra soluğu genelevde almış ve burada Khaleesi fantezisi yapacakken Jorah Mormont tarafından kaçırılmıştır. Jorah'ın amacı Khaleesi'nin gözüne tekrar girebilmektir. Valyria yolunda taş adamların saldırısına uğrayan ikiliden cücemiz saldırıyı hasarsız atlatır ancak Jorah için işler sıkıntılı gidecektir zira taş hastalığı ona da geçmiştir. Bu yolculuk sırasında köle tacirleri tarafından kaçırılan ikili, cücenin keskin zekasının işin içine girmesiyle, öldürülmekten kurtarılırlar.(Burada köle taciri olarak Oz dizisindeki Adebisi oynamaktadır, izleyenler bilir). Jorah dövüşçü olarak satılır, cüce de zorla kendisini o tacire sattırır, dövüşler sırasında Daenerys yani namı değer Khaleesi ile karşılaşan cüce artık onun ekibine katılmıştır.(Kitapta işler tamamen farklı ilerlemekte ama sanırım dizi de çıkan yola çıkacak kitap da). Khaleesi'yi Dragon'un(Charizard) kaçırmasıyla beraber Meereen'in yönetimi Varys ile cücemize kalmıştır ve 5.sezon da cücemiz için bu şekilde bitmektedir. 2 zeka bana göre bu şehri mükemmel bir şekilde yönetecektir.

İşte Tyrion Lannister için işler 5 sezon böyle geçti. Her sezon giderek artan sempatikliği ile gönlümüzde yerini sağlamlaştıran Tyrion, tutunduğumuz son kalelerden. Sevdiğimiz her karakterin teker teker ölmesiyle cüceye olan bağlılığımız gün geçtikçe artmakta. Kendisinin de öldürülmesi gibi bir durum olursa sanırım George Martin'in can güvenliği yoktur diyebiliriz. Kısaca 5 sezonun özetini geçtiğimiz yazıyı burada sonlandırıyorum. Son olarak, Tyrion Lannister seni seviyoruz.

Son olarak 5. Sezonun güzel bir Soundtrack'ını paylaşarak yazımızı sonlandırıyoruz....


Game of Thrones 5. Sezon 1. Bölüm Fragmanı Yayınlandı.


Dünyada ve ülkemizde merakla beklenen Game Of Thrones dizisinin 5.Sezon 1. Bölüm fragmanı yayınlandı.1. bölümde bizi nelerin beklediğine dair fikir veren fragmanı sizinle paylaşmak istiyorum.

Jon Snow Kısım I


                                                                         Spoiler içerebilir !

 
                                                                              
Jon Snow’u tek kelime ile anlat deseler seçeceğim kelime mazlum olurdu.İlk kitapta en çok etkilendiğim kısımlardan biri kuleden düşen kardeşi Brandon’ı görmeye gittiği zaman Jon ve Catelyn arasında geçen konuşmaydı.
"Kadının sesini duyduğunda kapıya varmıştı. "Jon" Yürümeye devam edebilirdi ama Leydi Stark ona ilk kez adıyla hitap etmişti. Arkasını dönüp baktı.Kadın sanki onu ilk kez görüyormuş gibi bakıyordu yüzüne."Evet?" dedi."Onun yerinde sen olmalıydın," dedi kadın ve Bran'ın yanına döndü.Bütün vücudu sarsılarak ağlıyordu.Jon onu ağlarken görmemişti daha önce.Jon avluya kadar yürüdü. Hayatının en uzun yürüyüşüydü."




Jon bu nefretin sebebini biliyordu hak verdiği de oluyordu Catelyn’e ancak  bu nefreti hak edecek ne yapmıştı ki. Annesini hiç tanımamıştı ismini bile öğrenememişti babasından; belki bir handa çalışan fakir bir kızdı, belki de sadece normal bir fahişe, (belkide Lyanna Stark) ancak o kadın Leydi Stark’ın Jon’dan nefret etmesi için yeterliydi.Jon küçük bir çocukken kardeşi Robb ile oyun oynarken bazen kendini Kışyarı Lord’u Jon olarak isimlendirirdi Robb ise sen bir piçsin Kışyarı Lordu olamazsın ki demişti; haklıydı piçti, Robb’a bu konuda hiç kızmamıştı sadece neden farklı olduğuna anlam veremiyordu.Robb bir insanın bir kardeşten isteyeceği her şeydi; kardeşleri arasında Jon’a tek kötü davranan daha doğrusu kötü değil sıcak davranmayan kişi Sansa idi. Jon’a karşı hep nazik olmuştu ancak bir kere bile kardeşim dememişti hep üvey kardeşim derdi Sansa.





Yukarıda bahsettiğim Cat ve Jon arasında geçen konuşmaya tekrar değinmek istiyorum; inanıyorum ki Jon elinde gelebilse Catelyn’ın dediği gibi Bran’ın yerinde olmak isterdi yeter ki kardeşi Brandon yeniden ayağa kalkabilsin, eskiden olduğu gibi çatılara tırmanabilsin ve Theon’dan nasıl iyi bir okçu olunur öğrenebilsin. Ancak Jon Snow tanrıların merhametli olmadığını uzun zaman önce anlamıştı.Şuana kadar yazdıklarım sadece birinci kitap Taht Oyunları’nın ilk bölümlerini kapsadığını düşünürsek Jon’un Tanrılar tarafından birçok kez daha sınanacağını anlarız,uzun ve acılarla dolu yolculuğu daha yeni başlamıştı.Ve Arya Jon’un kıymetlisi diyebiliriz küçük kardeşi hiçbir zaman Jon’u üvey kardeşi olarak görmemiş her daim çok sevmişti; gerçi geçenlerde yazar Martin’in ilk kitap taslağında yazdığı ortaya çıkan belgelerde Jon,Tyrion ve Arya arasında bir aşk üçgeni geçecekmiş. İyi ki Martin bu olaydan vazgeçmiş düşünmek bile istemediğim bir durumdu bu.Her ne kadar kadar yazdığım kısımlar iç karartıcı bir yazı olsa da Jon Kışyarı’nda mutluydu evet sürekli Catelyn tarafından istenmediği belli edilse de Kışyarı’nı çok seviyordu ama bu Gece Nöbetine katılmasına engel olmayacaktı.



Gece Nöbeti’ni Jon her zaman onurlu insanların bulunduğu bir yer olarak düşünüyordu ve diyara karşı görevini yapmak istedi ama düşündüğü gibi değildi.Tywin Lannister’ın Gece Nöbeti hakkında ki düşüncelerini yazmak istiyorum.Uzun zaman önce, buz gibi Kuzey'de donmuş zeminin altından bir iblis ordusu açığa çıktı ve diyara karanlık ve çaresizlik getirdi.Korkunç örümceklerinin üzerinde, etrafları devlerle çevrili bir şekilde masumların canlarına kıyıp, binlerce kişiyi katlettiler.Korkusuz Gece Nöbeti savaşçıları ortaya çıkıp onları buz gibi dağlarına geri püskürtüp tekrar istilaya gelmemeleri için büyülü Duvar'ı inşa edene kadar bütün umutlar yitirilmişti.Bu korkusuz Siyahlara Bürünmüş Kardeşler bugün bile bizleri gölgelere gizlenmiş iblislerden koruyorlar.Çok abes bir yalan Kuzey'deki süt anneler tarafından uydurulmuş bir peri masalı. Gerçekte, devasa duvar diye bir şey var ama mühendislik başarısı sayesinde belki, büyü sayesinde değil.Gece Nöbeti'ne gelince yüzyıllar önce, Kara Kardeşlerin sefil yaşamlarında itibar ve şerefin bulunduğu zamanlarda var olmuş olabilirler.



Fakat şimdiki Duvar, serserilerle, suçlularla ve başıboşlarla dolu kaliteli bir sürgün yeri haline geldi.Bugün, tipik bir Gece Nöbeti askeri dilenci, tecavüzcü ya da köyün delisidir.Nöbet'te bulunan birkaç soyluya gelince onlar da ya bir savaşta kaybeden taraftadırlar ya da bir nedenden ötürü ailesi tarafından reddedilenlerdir.Gece Nöbeti'ni savunmakta inat edenler ise Yedi Krallığın Kuzey'deki Yabanıllardan korunması gerektiğini iddia ediyorlar. Ama o ilkel insanlardan korkan çok az kişi var.Onlar sadece baş belası ama diyara tehdit oluşturacak kadar güçlü ve gelişmiş değiller.Ve Ak Gezenlerin ölülerden oluşan ordularıyla, örümcekleriyle ve hayvanlarıyla döndüklerine dair söylenenler ise sadece söylentiden ibaret.Tywin Lannister Akgezenlerin olmadığı, Yabanılların güçsüz olduğu konusunda yanılmış olsa da Gece Nöbeti’nin bulunduğu durumu iyi ifade etmiştir.
Bence seride ki en büyük değişimi Theon Greyjoy’dan sonra Jon Snow yaşadı; Kışyarı’nda zorlu bir hayatı olsa da mutluydu kardeşleri ile birlikte önce Babası Eddard’ın ölüm haberini aldı. İstemeyerekte olsa artık annesinin kim olduğunu asla öğrenemeyeceğini düşündü.Daha sonra imrenerek baktığı hayran olduğu Qhorin Haldhand’i öldürmek zorunda kaldı; Qhorin ‘’Diyar güvende olduğu sürece onurumuzun canımızdan fazla kıymeti yoktur.’’ demişti bir keresinde Jon’a, onu öldürmesi gerektiğini de söyleyecekti.


Bir başka sevdim karakter olan Mance Rayder’in Jon ile olan konuşmasını eler alırsak ki konuşma şu şekilde.

"Jon bir yudum daha şarap içti. Bu adamın inanabileceği tek hikaye var. "Babamın Kral Robert için ziyafet verdiği gece Kışyarı'nda olduğunuzu söylemiştiniz."-"Söyledim, çünkü oradaydım.""O halde hepimizi gördünüz. Prens Joffrey ve Prens Tommen, Prenses Myrcella, erkek kardeşlerim Robb, Bran ve Rickon, kız kardeşlerim Arya ve Sansa. Bütün gözlerin onların üstündeyken koridorun ortasından yürüdüklerini ve kralla kraliçenin oturduğu yüksek platformun hemen altındaki masaya oturduklarını gördünüz.""Hatırlıyorum.""Ve benim nerede oturduğumu da gördün mü Mance?" Jon öne eğildi. "Piçi nereye koyduklarını da gördün mü?"Mance Rayder uzunca bir an Jon'un yüzüne baktı. "Sana yeni bir pelerin bulsak iyi olacak sanırım." dedi elini uzatırken."

Belki bu konuşmadan Jon’un Qhorin’in verdiği görevi tamamlamak, yabanılların içine karışmak için yalan söylediğini düşünebiliriz ki öyle gibi zaten ama biraz incelediğimizde, düşündüğümüzde aslında Jon’un içinde sakladıkları hep aklına geldiğinde uzaklaştırmak istediği bir düşünceydi. Bu düşüncelerinden dolayı hep kendini suçlayan biri oldu zaten seriye baktığımızda Starklar o kadar iyi göründüler ki insanlar starklardan biri olmaya çalıştıkça hep zarar gördü onlara karşı kötü bir şey düşündüklerinde veya yaptıklarında hep bi vicdan azabı çektiler hep kendilerini suçladılar.


 Ve Tanrılar Jon’u sınamaya tekrar ettiler.Tek yapman  gereken diz çökmek, kılıcını ayağımın dibine koymak ve bana bağlılık yemini vermek. Ayağa Jon Stark olarak kalkacaksın, Kışyarı Lordu.”Kışyarı, Robb‟un ve onun oğullarının olacaktı, Robb çocuk sahibi olmadan ölürse de Branin ya da Rickon‟un. Onlardan sonra Sansa ve Arya geliyordu. Bunun aksini hayal etmek bile sadakatsizlik gibi görünmüştü Jon‟a, kalbinde kardeşlerine ihanet ediyormuş gibi, onların ölmesini diliyormuş gibi. Jon, mavi gözlü kralın ve kırmızı kadının önünde dururken, ben bunu asla istemedim, diye düşündü. Robb‟u sevdim, hepsini sevdim... ben onların hiçbirine bir zarar gelmesini istemedim ama geldi. Ve şimdi sadece ben varım. Jon‟un yapması gereken tek şey kelimeyi söylemekti, o zaman Jon Stark olacaktı, bir daha asla Kar olmayacaktı. Jon‟un yapması gereken tek şey kralına bağlılık yemini vermekti, o zaman Kışyarı onun olacaktı. Jon‟un yapması gereken tek şey......yeminini tekrar bozmaktı.


Kışyarı, Kışyarı Jon’un eviydi asla Lord’u olamayacağı düşündüğü evi, Lord Babasının hüzünlü gülümsemesi, kardeşi Robb ile yaptığı kılıç talimiydi Theon Greyjoy’un bitmek bilmez kahkahasıydı, Arya’nın yaramazlıklarıydı ve diğerleri idi.Kışyarı Lord’u olmak sadece yeminini bozmakta değildi babasının Tanrılarına sırt dönmek koşup oynadıkları dua ettikleri gözlerinden öz akan büvet ağaçlarını yakmak demekti.Şimdilik bu kadarcık yazdım umarım beğenirsiniz ilk yazımı olumlu ve olumsuz eleştirilerinizi bekliyorum yazıyı Jon Snow’un en sevdiğim sözü ile yarım bırakmak istiyorum."Bazen mutlu bir seçenek yoktur Sam, sadece diğerlerinden daha az keder veren bir seçenek vardır."




Game Of Thrones Resim-Fotoğraf Albümü

Daenerys Targaryen ve yavru ejderi
Jon Snow
Tyrion Lannister
Arya Stark her zaman ki gibi pek haşin
Tywin Lannister
Lannisport
Hepsi bir arada
Eddart Stark her zaman karizma

O kadar çok fotoğraf ve resim var ki ! Yenileriyle karşınızda olacağımıza emin olabilirsiniz.