film etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Suicide Squad Comic Con Trailer Yeni Görüntüler


Suicide Squad'ın Comic Con trailer versiyonu Dc'nin youtube hesabından yayınlanmıştı. Yeni yayınlanan bu videoda ise karakterler teker teker çizgi roman versiyonlarıyla karşılaştırılmış ve karşımıza güzel bir video çıkmış. İzliyoruz..


Albus Dumbledore vs Gandalf


Karşılaştırmalar serimize iki ünlü büyücünün karşılaştırılması ile devam ediyoruz. İlk karşılaşmada da dediğim gibi, bu sadece eğlence amaçlı yapılmaktadır ve ikisinin ciddi manada karşılaştırılması söz konusu değildir. Anlayacağınız maksat sadece eğlence ve kafa dağıtmak. Benim gibi bir Lotr hayranı için sonuç çok önceden belli olduğu için bu yazıda yeni bir şey yapmaya karar verdik. İlk olarak ben kendi karşılaştırmamı yapacağım, sonrasında da daha önce yazıları olan Melisa kendi karşılaştırmasını ayrı bir konu şeklinde yapacak


Öncelikle bu karşılaşmada Dumbledore'a haksızlık etmemek için Gandalf'ın yaratıcı Arda'nın en kuvvetli maialarından biri olduğunu hatırlamak lazım. Öncelikle iki büyücümüz de büyük görevler için birisini kullanıyor. Gandalf söz konusu buçukluğu, Dumbledore ise Harry Potter'ı kullanıyor. İkisi de çok bilge adamlar ve etraflarında büyük saygı görüyorlar. Gandalf'ın :Yaşayan pek çok kişi ölümü hak eder.Ölülerden bazıları da yaşamı. Yaşamı onlara verebilir misin? Ölüm hakkında karar vermekte aceleci olma. En bilgeler bile her sonucu bilemez. Dumbledore'un: Ölülere acıma Harry yaşayanlara acı, her şeyden çok da sevgisiz yaşayanlara.. gibi sözleri de söylediğimin en açık örneği. İki dedemiz de görünüş olarak birbirini anımsatmaktadır ve ikisini de eğlenceli kişilikler olarak tanımlandırabiliriz bence.



Farklılıklara gelecek olursak, Gandalf daha çok aksiyon adamı. Balrog ile Dokuzlar ve Saruman ile mücadele eden Gandalf'ın ömrü mücadele ile geçiyor. Kaç ork kesti kim bilir.. Dumbledore ise biraz daha durağan ve teorik. Tam bir fikir adamı gibi. Mücadele etmediğini söylemiyorum tabi ki ama Gandalf ile karşılaştırılamaz bu konuda. Birisinin en sevdiği hayvanı atıyken(Yılkı), diğerinin ki ise anka kuşudur. Birisi asası ile, diğeri de sihirli değneği ile ünlüdür. İlk başta dediğimiz gibi Hogwarts'ın başındaki isim olan Dumbledore yeri yurdu belli olan bir kişi. Bir çayını içmeye giderseniz yerinde bulabilirsiniz tahminen. Ancak Gandalf öyle mi.. Bir gün Shire'da, bir gün İsengard kırsalında olan büyücümüz yerinde hiç duramaması ile ünlü. Kendisini yakalamak için yüzükle ilgili planlar yapmanız yeterli olur zannımca.

                    


İki dedemiz olur da bir şekilde karşı karşıya gelip savaşırlarsa, galip gelen taraf kesinlikle Gandalf olacaktır. Normal şartlarda büyü yapmayan kişilere karşı büyü yapması yasak olan Gandalf'ın, Dumbledore karşısında bu yasağı kalkacağı için, Gandalf dedemiz, rakibini uzayın derinliklerine yollayacaktır muhtemelen. Benim için bu karşılaşmanın galibi kesinlikle Gandalf'tır. Aksini düşünmek bile tüylerimi diken diken ediyor(abarttım). 
Sözü daha fazla uzatıp Melisa'yı zor durumda bırakmak istemiyorum zira kendisinin işi oldukça zor. Hem Lotr, hem de Harry Potter hayranı olan kendisine adeta Dumbledore'u savunma görevi düştü. Albus Dumbledore'un hakkını yememekle, onun da iyi ve sıfırdan başlayıp büyük bir büyücü olduğunu söylemekle birlikte, kalbimde yatan yiğidin her zaman Gandalf olacağını söyleyerek kendim açısından bu karşılaştırmayı bitiriyorum.


Melisa böyle bir ağıt yakılan adamla karşılaştırma yapıyoruz, lütfen bunu dikkate alalım..

Frodo vs Harry Potter karşılaştırması linki:Tıkla


Harry Potter vs Frodo Baggins


Yüzüklerin Efendisi serisi ile Harry Potter serisinin kaderini değiştiren iki karakteri kendi zihnimde kapıştırmak istedim. Tabi öncelikle bunların hepsinin kendi düşüncelerim olduğunu söylemem gerekir zira iki serinin de hayranları tarafından linç edilmek istemem. Bu ve bunun gibi karşılaştırmalar sadece eğlence için yapılmaktadır, yoksa iki farklı serideki karakterleri kapıştırmak çok da anlamlı değil. Hadi beraber 2 karakteri de ele alalım.



Frodo Baggins... Yüzüğü yok edip kötülüğe son veren görev adamı.(oha spoiler verdik) Siz öyle düşünür müsünüz bilmem ancak ben kendisine uyuz oluyorum. Gerek Samwise Gamgee'ye yaptığı giderler, gerek bu görev benim yüküm başkası karışmasın gibisinden yaptığı iğreti hareketler, can yoldaşına inanmayıp, 1 metre boyunda değişik bir yaratığa inanması gibi hareketler Frodo'nun değerini benim gözümde düşürdü. Sam reise yaptığın haksızlıkları unutmayacağız Frodo kardeş.


Harry Potter... Anasının sevgisinin gücü ile burunsuz canavardan kurtulan şanslı kahraman. Kendisi Frodo Baggins'e göre daha uzun ve daha sporcu bir yapıda olsa bile Frodo'daki yürek kendisinde yoktur. Arkadaşlarına değer vermesi ve onlara zarar gelmemesi konusunda ise Frodo'nun bir adım önündedir ve arkadaşlarına her zaman değer verip saymıştır. Kendisi ile beraber büyüdüğümüz için Harry Potter'a çok da kötü söz söyleyemiyorum. İkili karşılaştırmada biraz daha detaylıca bakalım iki kardeşimize de.


Ortak yönlere bakacak olursak, ikisinin de arkasında sağlam büyücüler vardı. Harry Potter, Albus Dumbledore, Frodo ise Gandalf'dan akıl almıştır.(İleri de belki bu iki büyücünün karşılaştırılması da gelebilir. Eh galip çoktan belli ama olsun.) İkisinin de kendisine güveni o kadar çok değildi ayrıca ikisi de zekâ olarak üst düzey değildi. Bu açığı sahip oldukları cesaret kapatıyordu. Bu konuda ben Hüküm Dağı yolunda her şeyi göze alan Frodo'yu bir adım önde görüyorum. Tam bir görev adamı. Filmin sonunda Harry Potter mürver asayı çat diye hiç düşünmeden kırıp atabilmiştir. Frodo ise ilk başta yüzüğü atmamıştır. Şimdi burada Harry'nin dirayetine helal olsun mu desek, yoksa Frodo'nun yaptığı daha normal, Harry gibi yapmacık değil mi desek bilemedim tam. Daha duygusal bir yapıda olan Frodo bu görevi tesadüfler eseri almamış, kendi isteği ve arzusuyla bu göreve talip olmuştur. Her ne kadar can dostuna takındığı iğreti tavırlar bizi nefret ettirse de doğruyu da söylemek lazım. Harry Potter ise bu konuda bir adım öndedir. Frodo Baggins Shire'da üst zümreden yani elit diyebileceğimiz bir tabakadan ve Sam kendisinin bahçıvanı. Harry Potter ise zorluklar içinde büyüyüp, kimseyi küçük görmeden herkesle dost olabilen türde birisi. Harry'nin ailesi üst sınıftan olsa da kendisi bu tavırlarda yaşamıyor. Kısacası Harry Potter daha sıcakkanlı Frodo'ya göre. Harry büyüdüğü yere ait değil okula ait olmak istiyor, Frodo ise hep evine dönme hayali içinde yaşıyor. İkisinin de çok önemli dayanak noktaları var. Birisi Sam, bir diğeri ise efsane Severus Snape. Bu iki karakter kahramanlarımıza her konuda çok yardımcı oldular.

Nitekim 2 kahramanımız da görevlerini başarıyla tamamlayıp, dünyalarında iyiliğin hüküm sürmesi konusunda başarılı oluyorlar. Benim için ise LOTR serisi bir adım önde olduğu için Frodo Baggins burun farkıyla önde. Sizin bu konudaki görüşlerinizi yorum kısmına bekliyorum. Lütfen Frodo veya Harry hayranları bana kızmayın, sadece düşündüklerimi yazdım :)

Bu yazıya çokça yardımı dokunan Atalay dostuma teşekkürü borç biliyorum. O Harry Potter'ı bir kaç adım önde görüyor, canı sağolsun.

Orta Dünya'nın Korkulan Ejderhası Kara Ancalagon


Evet bugün ki yazımda size Orta Dünya evreninin en korkulan, gücü ve büyüklüğüyle dillere destan olan ejderhası, Kara Ancalagon'u anlatmaya çalışacağım. Malumunuz Orta Dünya evreni fantastik yaratıklar ve ırklar açısından çok zengindir. Kara Ancalagon ise bunlar arasında gücü, büyüklüğü ve ihtişamıyla ayrı bir yere sahiptir. Kara Ancalagon ilk olarak Birinci Çağ'ın sonunda Öfke Savaşı sırasında görülmüştür. Melkor savaşı kaybedeceğini anladığında, son bir umutla daha önce beslediği ejderhalarını Valar ordusunun üstüne göndermiştir. Daha önce görülmeyen ejderhalar, Valar ordusunda karışıklık ve kargaşaya neden olmuştur. Tamamen olmasa da Valar ordusu belli bir ölçüde geri çekilmiştir.


Ancalagon'un Sindarin dilinde ki manası ateş püskürendir. Ancalagon'un vücut derisi tamamen siyahtır. İki önde iki ortada ve ikisi de arkada olmak üzere toplam 6 ayağı vardır. Bu ayakların her birinde 4 tırnak vardır. Uzun ve ucu simit şeklinde bir kuyruğa sahiptir. Sırtından, kuyruğunun en uç noktasına kadar kıl şeklinde deriler bulunmaktadır. İki kanadında ise 3'er adet tırnak vardır. Fakat bu tırnaklar ayakta bulunan tırnaklardan daha keskin ve daha büyüktür. Korkutucu, büyük sarı gözleri vardır. Boynu uzun ve incedir bunun sayesinde düşmanına daha etkili saldırabilir. Kafasında iki boynuz vardır ve bunları da düşmanlarına karşı kullanır.


Kara Ancalagon Öfke Savaşı sırasında Valar ordusuna büyük zararlar vermiştir. Tabi bunu tek başına yapmamıştır. Kendi emrinde bulunan irili ufaklı bir çok ejderhayla birlikte savaşmıştır. Ancak Ancalagon ve beraberindeki ejderhaların havadaki hakimiyeti Eärendil'in uçan gemisi Vingilot ve kartalların kral'ı Thorondor'in savaşa dahil olmasıyla bozulur. Eärendil Silmarillerden birisini de yanında getirmiştir. Böylece Morgoth'un ejderhalarına üstünlük sağlamışlar ve 1 gün 1 gece süren bir savaştan sonra Kara Ancalagon, Eärendil tarafından öldürülmüştür. Ancalagon'un yanında bulunan ejderhaların bir çoğuda öldürülmüştür. Kara Ancalagon'un bedeni yeryüzüne düştüğünde Angband'da bulunan Thangorodrim  kulelerini yıkmıştır.



Kara Ancalagon'un alevi o kadar sıcakmış ki bu alevle Tek Yüzüğü bile eritebileceği söylenmektedir. Ancak Gandalf, Kara Ancalagon'un alevinin ne kadar sıcak olursa olsun Tek Yüzüğü eritemeyeceğini, Tek Yüzüğün ancak dövüldüğü yer olan Hüküm dağında yok edilebileceğini söylemiştir. Karada Melkor'un ordularının, havada ise Ancalagon ve yanındaki ejderhaların yenilmesiyle Angband düşmüş Melkor dünyanın dışında boşluğa sürgün edilmiştir.Bu tarihten sonra ejderhalar çok uzun bir süre görülmemiştir.Ejderhaların bilinen son üyesi olan Smaug'un ölmesiyle soylarının tükendiği sanılmaktadır. 

Kara Ancalagon'un boyutunun ne kadar büyük olduğunu aşşağıda bulunan resimde görebilirsiniz...



Son olarak Kara Ancalagon'un bir kaç fan yapımı resmini sizinle paylaşmak istiyorum...







Harry Potter-Beraber Büyüdük Biz


Harry Potter.. Joanne Kathleen Rowling kaleme aldığı bu eserle, fantastik kurgu seven ve yedi kitaplık bu seriyi okuma şansı bulmuş herkesi büyüleyebilmiştir.


Biraz daha şanslı olanlarımız ise kitabın yayınlanıp dilimize çevrildiği yıllarda, baş karakter Harry Potter ile hemen hemen aynı yaşta olanlarımızdı. Çocukluğunu bu dünya üzerine kurmuş, 11 yaşına basıp Hogwarst'tan mektup almayı beklemiş, 11 yaşını geçtiğinde dahi kendini bu dünyadan ayıramayan insanlar,kendini muggle (sihirbaz olmayanlar) olduğunu kabullenmesi yıllarını almış insanlar. Gerçek olamayacak kadar kadar güzel bu dünyanın varlığıyla küçük yaşta tanışmış olanlar, hayal gücünün eşsizliğiyle bize uçsuz ve eşsiz bir dünya sunmuş Rowling'in kurgusal karakterleriyle büyümüş bir nesil.



Dünya çapında birçok dile çevrilmiş, bir çok yaş grubuna hitap etmeyi başarabilmiş türündeki en başarılı örneklerden biri olan Harry Potter'ı diğerlerinden ayıran şey nedir? Küçük bir çocuğun 1114 sayfalık bir kitabı 2 gün içerisinde okuyabileceği kadar merak uyandırıcı ne yazılmış olabilir? İşte kurgunun en güzel kısmı budur. Çocuklara doğrudan ve yanlıştan bahsedebiliriz. Örnek alması gereken iyilik örneklerini de gösterebiliriz. Neyin iyi neyin kötü olduğunu söyleyebiliriz ancak Harry Potter bunu anlatır. Seçimlerimizi, iyiyle kötüyü ayırdığımız her noktada devreye giren ahlak ve din kurallarını değil, sahip olduğumuz sevgi, inanç ve güven duygusuyla aldığımız kararların doğru olduğunu bize anlatır. Yani kitaplar bize yeni bir dünya sunmanın yanı sıra, ne kadar zorluklarla karşı karşıya kalsak da içimizde sevgi bulunduğu sürece, yenemeyeceğimiz hiçbir şeyin olmadığını gösterir. Bu iyi ve kötün savaşı değil, sevginin savaşıdır.


Kitaplarda kurgulanmış karakterlerin tümü buna göre ayrılmıştır. Albus Dumbledore'un Harry'e verdiği bütün öğütler bundan ibaret. Baş düşman olarak kurgulanmış Voldemort ile her karşılaşmasında, bir gün yenileceğini, bunun neden olucak şeyin de sevgisizliği olduğunu neredeyse acıyarak dillendirir.

Bu yazıyı yazan yeni yazarımız Melisa Güler'e teşekkürü borç biliyorum. Kendisi daha çok yazacaktı ama ben tek başlığa sığdırmayalım daha çok başlık,daha çok içerik girelim deyince,kendisi de sağolsun kabul etti. Harry Potter'dan karakter analizleri,kitap içeriği gibi konularla kendisi sitemizde harikalarını paylaşmaya devam edecek. Kendisini takipte kalmanızı tavsiye ediyorum.

 Görme engelliler için seslendirme:


Ses kaydı için tıklayın

Ses kaydı için Halit Atalay'a teşekkürü borç bilirim.

Euron Greyjoy-Karga Göz


Bugün yazacağım yazıda size Buz ve Ateşin şarkısı serisinde ki en gizemli karakterlerden birisi olan Euron Greyjoyu tanıtmaya çalışacağım.
İlk olarak 2 kitapta bahsedilen bu karakter daha sonra 4. kitapta karşımıza dikilmiş ve abisi Balon Greyjoyun ölümüyle Deniztaşı tahtında hak iddia etmiştir.



Euron siyah saçlı, koyu sakallı, soluk ve yakışıklıdır. Sol gözünde bir korsan bandı vardır ve bu yüzden ismi Karga Gözü'dür. Yeğeni Theon Greyjoy'a göre, korsan bandı kötülük dolu parlayan siyah bir gözü gizlemektedir. Sağ gözü parlak mavidir ve o gözü "gülen göz" olarak kabul edilir. Ayrıca, büyücülerin içmiş olduğu bir sıvıyı denemesi sebebiyle dudakları soluk mavidir.
Çılgın sağı solu belli olmayan bir adamdır, haince oynamayı sevdiği akıl oyunlarıyla tanınır ve etrafındaki herkes üzerinde psikolojik bir savaş yürütür. Bu yüzden bütün kardeşleri ondan nefret eder. Yetenekli bir savaşçı ve idarecidir ayrıca kurnaz ve açıkgözdür.


Euron, Greyjoy İsyanı sırasında kardeşi Victorian ile Lannis Limanına ani bir baskın yapmış ve burdaki donanmayı yakmışlardır.Ancak daha sonra Stannis Baratheon önderliğindeki donanma tarafından yenilmiş ve kardeşi Victorian ile birlikte esir edilmiştir.Bundan sonra Euron kardeşi Victorian'ın karısına tecevüz etmiş ve kardeşiyle alay etmiştir.Victorian bunu duyduktan sonra karısını döverek öldürmüştür, Euronu öldüreceği sırada ise araya en büyük abileri Balon girmiş, Euronu sürgüne göndermiş ve kendisi ölene kadar Demir Adalara gelmesini yasaklamıştır.


Euronun sürgünde neler yaptığı ile ilgili çok fazla bilgi mevcut değil.Ancak Euron, Asshai'ye gittiğini, Tüten Deniz'e yelken açtığını ve hatta Valyria kalıntılarını gördüğünü iddia ediyor. Ayrıca bir zamanlar sahip olduğu bir ejderha yumurtasını sinirli bir ruh halindeyken denize attığınıda dile getiriyor.Bunun dışında Essosta bulunan Özgür Şehir gemilerini de yağmaladığını kendisi söylemiştir.Euronun yağmaladığı bu gemilerde ki büyücüleri esir ettiği ve ciddi olarak büyüyle ilgilendiğini de bilmekteyiz.


Euronun Demir Adalara dönmesi ise abisi Balon Greyjoyun bir fırtına sebebi ile Demir Adalarda ki bir köprüden düştükten sonraki güne denk gelmektedir.Bir çok kişi Balonu, Euronun öldürdüğüne inanmaktadır.Balon Greyjoyun kızı Asha bunu dile getirmiş ve Euron ona "Rüzgarları da mı ben kontrol ediyorum" diyerek gülmüştür.Deniztaşı Tahtının yeni kralının seçileceği Kral şurasında Euronda aday olmuş ve kral seçilmiştir.Diğer kral adayları şan, altın vaadederken, Euron onu seçerlerse Yedi Krallığı alacağını iddia etmiştir.Bunu nasıl yapacağını soranlara ise Daenerys Targaryenın Üç Ejderhasıyla yapacağını söylemiştir.Ejderhaları kendi iradesine Valyria da bulduğu bir Ejderha borusuyla bağlayacağını ve Daenerysle evleneceğini de söylemiştir.


Euron kral seçildikten sonra Demir Donanmayı ve onun komutanı Victorianı ejderha borusuyla birlikte Meerene Daenerysi bulması için göndermiştir.Eğer bunu başarırsa kendisi Yedi Krallık lordu olduğu zaman Victoriana Deniztaşı tahtını vaadedmiştir.Ancak Victorian Daenerysi kendisi için alma planları yapmaktadır böylece Euronun kendi karısını çalmasının intikamını alacaktır. 


En başta da belirttiğim gibi serinin en gizemli karakterlerinden olan Euron Greyjoyun çıkacak olan serinin son kitaplarında aktif olarak önemli rolleri olacağını düşünüyorum.Dizinin 5. sezonunda bu karakterin olup olmayacağı belli değil ancak serinin takipçileri böyle bir karakterin bu sezon olmasa da önümüzdeki sezon diziye dahil edilmesi gerektiğini düşünüyor.Umarım senaristler sesimizi duyar...

Tom Bombadil-Orta Dünyanın Tonton Dedesi

Orta Dünyanın sanırım en nevi şahsına münhasır karakterlerinden birinden bahsedeceğiz bugün. Tom Bombadil filmde karşımıza çıkmayan ancak, çok ilginç ve önemli bir karakterdir. Kendisi hakkında bir çok teori vardır,kimi Tolkien'in kendisi kimi yaratıcının dünyadaki yansıması olduğunu söylemiştir Bombadil'in. Ancak yüksek ihtimalle çoğu yanlıştır zira Bombadil hakkında kitapta ipuçları dışında kesin bir bilgi yoktur. Kitabın en esrarengiz karakteridir.



Kitapta Frodo'ya 'ben düşen ilk yağmur damlasını gördüm' diyen karakterimiz Entler'den bile yaşlıdır ve Orta Dünya'daki ilk karakterlerden biridir. Tom Bombadil,Frodo ve arkadaşlarını Yaşlı Orman'da ölümden kurtarır ve yüzük kardeşliğine katkıda bulunmuş olur. Kendisi Elrond başkanlığındaki Yüce Konseye çağrılmak istendi,ancak her şeyi geyiğe ve gırgıra olan özelliği sayesinde bundan vazgeçildi. Höyük yaylalarında Frodo ve arkadaşlarını bir kez daha kurtaran Bombadil'e Frodo tarafından ya yüzüğü sen taşı,ya da yok et denmiştir.Ancak Bombadil Orta Dünya'yı umursamadığı için bu teklifi reddetmiştir.


Orta Dünya'da yüzükten etkilenmeyen tek kişi olan karakterimiz,dünyayı sallamamasıyla,umursamazlığıyla,söylediği şarkılarla çok eğlenceli bir yapıya sahip.Filme konulmama sebebi ise Peter Jackson tarafından hikayede bütünlüğü sağlamak adına olduğu sebebiyle. Battle for Middle Earth 2 adlı oyunda iyilerin tarafında bonus güç olarak kendisini görebiliyoruz,dans edip bir nevi trolleyerek düşmanı alt ediyor,şarkısını söylemeyi de unutmuyor.

Kendisi benim çok sevdiğim ve hala nasıl yaratıldığı,ne olduğu konusunda şüphelerim olan bir karakter.Ancak sevimli tonton bir dede olduğu gerçeğini hiç bir şey değiştirmiyor.
Eğlenceli şarkısı



Battle For Middle Earth 2 oyununda Tom Bombadil

Yedinci Oğul Film Eleştirisi


30 Ocak 2015 tarihinde vizyona giren filmi bugün izleme fırsatım oldu. Joseph Delaney ,  Matt Greenberg bu yapımda birbirlerini sırtlamış gibi gözüküyor.

Filim Avrupa'nın bir bölgesinde yıllar önce yaşamış Malkin adında bir kraliçe cadının, Gregory adında bir hayalet avcısı tarafından zindana kapatılmasıyla başlıyor. Yıllar sonra bu esaretten kurtulan kraliçe cadı, Kızıl Dolunay yaklaşırken gücünü yeniden toplayıp intikam almak için harekete geçiyor.

Bu filme has kötüler ve iyiler tayfasının içinde, troller, ayı adamlar, mortal kombat filminden çıkmışa benzer karakterler ve tabiki ejderhalar var. Bunca ucubenin ve kargaşanın arasında, güzel bir cadı ve yakışıklı bir hayalet avcısı çırağının aşkı yer alıyor.

Filmin geçtiği 18. yüzyıl dönemi seyirciye geçmiyor. Kapalı alanlarda geçen sahnelerde figüranlara giydirdikleri eski kıyafetlerle işin üstesinden gelebileceklerini sansalarda Ben Barnes'in (Filmde Tom) son sahnelerde üstüne geçirdiği kapşonlu beyaz kıyafet H&M'den alınmış gibi.

Genellikle Dağ ve Ormanda geçen filmin görsel efektleri oldukça iyi.



Baştan sona durağan geçen filmin aksiyon sahneleri 90 dakika içerisine serpiştirilmiş, klasik fantastik bir film. Meraklısı için ilgi çekici olsa dahi, oyunculuk dahil olmak üzere düşük kalite bir yapım.

Harika Bir Film-The Man From Earth


Zihinsel bir yolculuk yapmak istiyorsanız,filmin içinde yaşıyım istiyorsanız işte aradığınız film. Bir Tarih profesörü olan John Oldman tam 14.000 yaşındadır ve kimliği belli olmasın diye sürekli yer değiştirmektedir,zira kendisi yaşlanmamaktadır.Artık taşınıp gideceği sırada,üniversitedeki hoca arkadaşları ona bir veda düzenler ve John orada gerçeği açıklayıp,arkadaşlarını ikna etmeye çalışır.
Film sadece tek bir mekanda geçmektedir ve filme ayrılan bütçe oldukça azdır,bunların aksine filmin nasıl geçtiğini anlamıyorsunuz,inanılmaz bir şekilde sürüklüyor ve sizi içine çekiyor. Kendiniz de John'a sorular sormak isteyecek,acaba ben olsam nasıl bir cevap verirdim diye düşüneceksiniz.Eminim en az benim kadar şaşıracaksınız.Filme puanım kesinlike 10 üzerinden 10,kusursuz bir film ve gönül rahatlığıyla tavsiye ediyorum.