brandon sanderson etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Aes Sedailar

Moiraine Sedai

Aes SedailarRobert Jordan tarafından kaleme alınmış olan Zaman Çarkı isimli fantastik roman serisinde Tek Gücü yönlendirebilen kadın ve erkeklere verilen isimdir.Tek Güç ise evrenin merkezinde olan ve aslında Zaman Çarkının (kader ve zamanın bağlı olduğu olgu) devamlılığını sağlayan güçtür. İki kısımdan meydana gelir: Saidin ve Saidar. Biri olmadan bir diğeri olmaz. İkisi "Tek Güç"ü meydana getirir.Saidin gücün eril Saidar ise dişi kısmıdır.


Verin Sedai

Gücü herkes kullanamamaktadır.Bu kişide doğuştan olan bir olgudur.Güç yetisi sonradan kazanılamaz.Ancak gücü olan kişinin eğitilmesi gerekmektedir yoksa kendisine ve çevresine zarar verebilir.Bu durum erkeklerde farklıdır.Saidin Karanlık Varlık tarafından Güç Savaşından sonra kirletildikten sonra yönlendiren erkekler saidindeki kirlilik yüzünden delirmeye başlamışlardır.Tar Valonda bulunan Kızıl Ajahta  yönlendirebilen erkeklerin yıkımlara sebep olmaması için onları bulup "ehlileştirme" uygulamaktadır.Böylece yönlendirebilen erkekler Güç'ü ölene kadar kullanamamaktadır.

Sarı Ajahtan bir Aes Sedai

Yönlendirebilen kadınlar Tar Valon tarafından bulunur ve Beyaz Kulede eğitime tabi tutulurlar.Burada eğitim gören kızlar Çömez, Kabuledilmiş ve son olarak Aes Sedailiğa terfi ederler.Eğitim gören kadınlar Kabuledilmişliğe terfi ettikleri zaman Aes Sedailerin simgesi olan kuyruğunu yiyen yılan motifli yüzüğü takmaya hak kazanırlar.


Moiraine Sedai

Bir Kabuledilmiş Aes Sedai olmadan önce Ajah seçimi yapmak zorundadır. Ajahlar gücü en iyi hangi doğrultuda kullanılacağını belirler ve Aes Sedai bu yönde ilerler. Diğer ajahların yaptıklarını yapabilirler ancak uzmanlık alanı Ajah seçimi ile belirlenir.Her Ajahın kendi adındaki renk ile temsil edilir.7 adet Ajah vardır.Bunlar ;
1.Mavi Ajah
2.Beyaz Ajah
3.Kırmızı Ajah
4.Gri Ajah
5.Yeşil Ajah
6.Sarı Ajah
7.Kahverengi Ajah


Kara Ajahtan bir Aes Sedai

Bunlar dışında Kara Ajahın varlığıda dillendirilmektedir.Bu Ajah Karanlık Varlığa hizmet ettiği iddia edilen Ajahtır.Beyaz Kule buna şiddetle karşı çıkmaktadır.Ancak bütün şehirlerde Karanlıkdostları olması Beyaz Kulede de böyle bir Ajahın olmasını güçlendirmektedir.


Tar Valon
Aes Sedailerin merkezi Tar Valon şehrinde bulunan Beyaz Kuledir.Tar Valon şehri Aes Sedailer tarafından yönetilmektedir.Yönlendirebilen kadınlarda burada eğitim görmektedir.Şehir Ejder dağının yamaçlarında Erinin nehrinin ortasında bulunmaktadır.


Tar Valon Şehir Planı
Aes Sedailerin lideri Amyrlin'dir.Onun yardımcısına Vakanüvis denilmektedir.Amrylin Makamı bütün ajahlardan oluşan bir kurul tarafından seçilir.Aes Sedailer Amyrline "Anne" diye hitap etmektedirler.Amyrlin seçildikten sonra Ajahınıyla bağlantısını kesmek zorundadır.Her Ajahın kendine has rengi vardır.Amyrlinin ise yedi ajahın renklerinden oluşan bir şal takmaktadır...

Elantris


Elantris'i okuduğum tüm süre boyunca Sanderson un Kralların Yolu'ndaki şu bölüm aklıma gelip durdu...

"Jasnah kağıt sayfalarına göz attı. 'Benimle bir inanan arasındaki gerçek farkı biliyor musun Shallan?'
Shallan başını salladı.
' Özünde dinin doğal olayları alarak bunlara doğaüstü sebepler yüklemeyi amaçlıyor olduğu izlenimi taşıyorum. Ancak ben, doğaüstü olayları alıp bunların arkasındaki doğal anlamları bulmaya çalışıyorum. Belki de bu din ile bilimin arasındaki son sınır çizgisidir. Bir kağıdın iki yüzü.'

İşte Elantris de bu son sınır çizgisi üzerinde en keskin yanında seyrediyor konu...


Sanderson ın kurgu karakterleri diğer kitaplarında da olduğu gibi yine çok güçlü, zeki, cesur ve hepsi birbirinden ayrı özellikli olmak kaydı ile hiç biri sönük değil. Hepsi belli bölümlerde sivriliyor ve hikayeye yön veriyorlar. Sadece bu defa hep bir adım öne çıkan sanki kadın karakteri Sarene... Gerçi daha önceden de Sanderson okumuş okurlar iyi bilirler ki zaten yazarın hiç zeka ve becerisi ile sönük kalan kadın bir karakteri yok ama işte yine de Sarene nin bu hikayedeki yeri bir başka öncelikli. Bir çok kurgu kitabın erkek baş karakterlerine bile nazaran daha güçlü bir rol çizilmiş gibi geldi bana.

Kitaba başladığım ilk bir kaç on sayfada Kralların Yolu ndan bazı karakterlerin evrilmiş farklı versiyonlarını çağrıştırdı sanki. Mesela Kaladin in 'Syl' si ve Elantris te bazı kişilere ait olma ayrıcalığına sahip olabildiği 'seon'lar... Ama yine de rahatsız edici bulmadım.
Çünkü kurgu hem sürükleyici hem de akış içindeki diyaloglar öyle zekice, öyle akıl doluydu ki heyecan hiç düşmeden, tempolu bir şekilde ilerliyor... Konu tam kilitlendi, bundan böyle kısır ve tahmin edilebilir olur akış derken bir bakıyorsunuz ters köşeye yatmışsınız ve olaylar farklı bir boyuta taşınmış. Üstelik heyecanından ve orjinalitesinden de hiç bir şey kaybetmemiş. Bu da Sanderson severler için tanıdık bir duygu...

Bir de Elantris şehrinin ve onun sakini Elantrianların kullandıkları Aonik bir alfabe ve sözcükler var ki ilgi çekici şekilde özelliklendirilmişler. Kullanım amaç ve yöntemlerini okurlar sevecek diye düşünüyorum çünkü çok incelikli düşünülüp tasarlanmış...



Bu efsanedeki benim kahramanım "Galladon"
Keyifli okumalar diliyorum...




















Son İmparatorluk- Sissoylu-

Düşünüyorum da; insanların kitapları ve okumayı sevmesi için bir çok sebebi var ama en olağan sebepler biz fantastik neşriyatçılar için geçerli değil sanırım...

Tinsel plesentamızdan koparıldığımız, her şeyi sanal olarak yaşadığımız bu sahte ve sığ çağda belki de zamanın başlangıcındaki tanrısal yaşantıyı özlüyoruzdur...Fantastik dünyadaki doğa üstü güçlerin büyüsüdür belki  aklımızı çelen. Kim bilir!?

İşte tam da bu noktada Brandon Sanderson ve kahramanları ihtiyacımız olanı bize fazlasıyla veriyorlar. Sissoylu kitabı için "destansı" ve "ihtişamlı" sözcüklerini bir kenara ayırıyorum. Çünkü çoğu kurgu için fazlaca kullanılmaktan yıpranmışlar gibi geliyor bana. Sissoylu da da kahramanlar hem sıradan, hem de sıradışılar. Sıradanlar çünkü hepsi kendi bulundukları kozmosun skaaları(?), sıradışılar çünkü bilenmiş yetenekleri ve ulvi bir amaçları var. "Lord Hükümdar" ı yenmek ve düzeni Skaalar için yaşanabilir hale getirmek...

Peki doğa üstü güçlerle korunan ve defalarca teşebbüs edilmesine rağmen saltanatının en küçük sarsıntıya dahi uğratılamadığı lord hükümdarı bir avuç profesyonel hırsız çetesi mi alt edecek? Üstelik skaalar bu kadar ezilmiş ve kurtuluş için hiç de çaba sarf etmek istemezlerken?! Sadece "umutlu olmak" yeterli mi?

Sissoylu'yu okurken hem bugünü düşünüp paralellikler kurdum, hem de fantazyanın içinde hiç yabancılık çekmeden aklımı erittim. Sanderson un anlatım gücü öyle kuvvetli ki, bambaşka bir dünyanın içinde sanki hep oradaymışsınız gibi geziniyorsunuz. Venture Kalesinin muhteşem ve heybetli balo salonunda büyüleniyor, Vin'in korkularını yaşıyor, Kelsier in planlarıyla her defasında köşeye sıkıştığında onun diyaloglarını okumadan kendinizi skaa ayaklanması için alternatifler düşünmeye başlarken buluyorsunuz.

Ve kitabın sonu... Sanderson burada da usunu konuşturuyor yine, başından beri inanmanızı istediğinizi sandığınız şeyin, aslında hiç de öyle olmadığını ve bunu zaten akış boyunca konunun içine zerk ettiğini fark edip ters köşeye yatıyorsunuz :) (karışık mı? değil işte, sadece zorlu!)

Küçük de bir dipçe düşeyim, Sissoylu'da benim kahramanım Sazed...

Keyifli okumalar...

Kralların Yolu'nu Okumak...

Brandon Sanderson Kralların Yolu için "Hiçbir kitabım daha uzun süre pişmedi; bu romanı inşa etmek için on yıldan fazla zaman harcadım." diyor. Eğer fantastik sever bir okursanız Sanderson görmezden gelemeyeceğiniz bir kalem ve akıl. Kralların Yolu hakkında yorum yaparken de kitabın kendisi, kurgusu ve karakterleri kadar incelikli ve derin olmaya çalışmakta fayda var.


Tüm kitap kurtları iyi bilirler ki kurgu okurken işin aslı bir anlamda deliririz biraz, kafayı buluruz. Hiç bir zaman var olmamış ve hiç bir zaman var olmayacak karakterlerin varlığına inanırız, seslerini duyarız. Onlarla birlikte savaşır, yara alır, acı çeker ve ölürüz. Kitap içinde kaybolmuşken onlarla mutlu oluruz, eğer mutlularsa, severlerse sever, terk ederlerse biz de ardımıza bakmayız. Sanderson un olay kurgusu o sebeple tam sizlik. Efsanenin içine girdiğinizde olay hangi karakterin gözünden anlatılıyorsa baş rol ona ait sanıyorsunuz ama yazarın kurgusunda asla tam anlamıyla sivrilmiş bir kişi yok. Hepsi çok incelikli işlenmiş. Üzerine biçilen rol iyi veya kötü olsun, siz okurken zaten karakterin gözünden görüyorsunuz her şeyi. Kozmosunun bile farklı olduğu bir dünyada geçen mekanlara ve adetlere asla yabancı kalmıyorsunuz, çünkü artık siz sayfanın neresinde iseniz ve olayın hangi açısındaysanız zaten o kişisiniz.

Kralların Yolu'nu okumak bir labirentin içinde kaybolduğunu düşünmeden, uygun adım doğru noktalardan dönüp yola devam etmek gibi... Doğru yolu bilmiyorsun, ama her yol da seni mümkün olan diğer sonuca götürecek. Sağlam kurgu... Karmaşa yok, gizem var. Hayat gibi!

"Okumayı seviyorum, fantastik kurgu vazgeçilmezim" diyorsanız kitaplığınızda Brandon Sanderson mutlaka olmalı diyorum.


Steelheart Kitap Değerlendirmesi


Patrick Rothfuss Steelheart için : Muhteşem bir kitap. Olağanüstü bir kitap. Süper kahramanlara yepyeni bir bakış. Başarılı bir dünya tasviri. Kesinlikle verdiğiniz zamana değecek.

Patrick arkadaşını baya bir kayırmış zannımca.Zira Zaman Çarkı serisini güzel bir şekilde bitirmiş Brandon Sanderson'dan çok daha iyisini beklerdim. Kitaptan spoiler vermeden kısaca bahsetmek gerekirse, Dünyaya, Calamity adlı gezegenin yaklaşmasıyla beraber, bazı insanlar süper güçler kazanmaya başlar ve epik olarak adlandırılırlar. Bu epikler zamanla kazandıkları gücün etkisiyle şehirlerin yönetimini ele geçirir ve masum insanlara zarar vermeye başlarlar. Ana karakterimiz David'in gözünden ilerlediğimiz kitapta, David'in Steelheart denen süper epik karşısında, asiler denen bir grupla beraber girdiği mücadele anlatılmakta.


Kitap keyifli geçmiyor dersem yalan söylemiş olurum.Yaklaşık 450 sayfa süren kitap su gibi akıp geçiyor ancak büyük bir eser olarak hiç bir zaman akıllarda kalmayacağını söylemek lazım.  X-men'e benzeyen konusu, Marvel filmleri izlermiş gibi bir hava yaratıyor. Güçlü bir roman okuduğunuzu hissedemiyorsunuz. Edebilikten uzak olan bu romanın ise akıcılığı konusunda laf edemem. Kısacası Sanderson'a yakışmayan bu kitaba 10 üzerinden en fazla 6 veririm ve pek de önermem. Ancak ben okurum, edebiliği çok düşünmem ve keyif almaya bakarım diyorsanız alın keyifle okuyun derim.

Serinin 3 kitabı daha çıkacak ve isimleri,Mitosis, Firefight ve Calamity olacak. Kitapların Türkçe'ye çevrilmesi ne kadar sürecek bilinmez..

Görme Engelliler İçin Seslendirme:

Ses Kaydı İçin Tıklayın

Ses kaydı için Şefik Okay'a teşekkür ederiz.

Zaman Çarkı - Efsane Biter



Zaman çarkı döner ve çağlar gelir gider. Olmuş olan, olacak olan ve olmakta olan her an gölgenin altında ezilebilir. Bırakın ejder zamanın rüzgarlarına binsin..


Evet efsane böyle başlamıştı. Tam tamına 14 kitap olan bu seriyi okumak uzun bir yolculuğa çıkmak gibiydi. Uzun ve mükemmel bir yolculuk. Son kitabın son sayfasını okuyalı aradan 1 hafta geçti. Sanırım seriyi bitirenler beni şu an çok iyi anlıyordur, o düştüğüm derin boşluğu siz de yaşadınız biliyorum. Karakterler ile mekanlar ile o kadar çok içli dışlı olmuştum ki artık ne yapabilecekleri, tavırlarının ne olacağını tahmin bile edebiliyordum. Bu derin boşluktan çıkmak sanırım zaman alacak zira yeni bir eser okuyup o boşluğu doldurabileceğimi düşünmüyorum en iyisi seriyi genel olarak değerlendirmeye geçmek.


Robert Jordan ne yazık ki yarattığı mükemmelliğin sonunu getiremeden amyloidosis hastalığı yüzünden vefat etti. Bu o zamanlarda seriyi takip edenler için bir korku yaratmış olsa da, Jordan'ın seçtiği Brandon Sanderson bana göre seriyi mükemmel bir şekilde bitirmiş. Bu konuda ölmeden önce Jordan'dan ve Jordan'ın eşinden de yardım aldığını belirtmek lazım tabi ki. Seri insanı o kadar içine çekiyor ki bir kitap bitince diğer kitaba başlamak için inanılmaz bir istek duyuyorsunuz. Ayrıca karakterler çok çeşitli ve forumlardaki tartışmalarda dikkat ettiğim üzere herkes farklı karakterlerden hoşlanıyor. Misal benim favorim, bana göre fantastik dünyanın en sağlam karakterlerinden olan Matrim Cauthon. Gerçekten mükemmel bir karakter ve onun bölümlerini okuduğum her an bitmesin diye dua ediyordum. Keşke onunla ilgili yeni bir hikaye devam ettirilse diye düşünmüyor değilim. Brandon böyle bir işe el atsa ne güzel olurdu!


Kitabın nasıl bittiğiyle ilgili görüşüme burada yer vermeyeceğim, genel bir değerlendirme olduğu için spoiler vermek istemiyorum okuyucularıma. Ancak kitabı okuyan fantastik severler ile tartışmak istediğim için yakın zamanda yeni bir yayın ile (ve büyük bir spoiler uyarısı ile) kitabın sonu ile ilgili düşüncelerimi paylaşacağım. Kafasında bu seri ile ilgili soru işareti olan arkadaşlara iki önerim var. Çok fazla fantastik eser okumadıysanız bu eserle başlamayın derim zira bu eser bana göre fantastik edebiyatın ulaşabileceği en üst seviye o yüzden biraz canınız sıkılabilir bitirdikten sonra. Fantastik edebiyatta kavrulmuş arkadaşlara ise tek önerim sakın bir dakika daha düşünmeyin ve alın şu eseri ! Ben internetten bir çok siteden aldım eseri.En ucuz neresi ise orayı takip edin ve dışarıdan almayın, internetten alın derim.


O kadar çok şey yazmak istiyorum ki.. Zaman Çarkı efsanesi umarım bir gün dizi veya film(sağlam bir proje ile) önümüze gelir biz de zevkle izleriz.

Çekilişimiz Başlıyor

Çekilişimiz başlıyor ! Öncesinde haberini verdiğimiz çekilişimiz de kitaba karar verdik. Brandon Sanderson'dan Kralların Yolu kitabını talihlimizi kazanacak. Kralkatili Güncesi kitabının da yazarı olan Patrick Rothfuss'un da bayıldığını söylediği bu kitap için çekilişimiz bugünden itibaren başladı.

18 Şubat saat 19:00'a kadar sürecek çekilişimize katılmak için, aşağıdaki yorum yerine isim soyisim ve mail adresinizi girmeniz yeterli. Eğer isim soyisim belirtmek istemiyorsanız,lakap kullanabilirsiniz.(eğer kazanırsanız e mail üzerinden isim soyisim belirtmek zorunda olduğunuzu hatırlatalım).